|
1920-21-24 TARİHLERİ ARASINDAKİ YAZIŞMALAR
Konya'da
12. Kolordu Kumandanı Fahrettin Efendiye
Ankara,
10 Ocak 1920
Adana
Valisi Celal Bey'in, Sivas Kongresi'nin Adana hakkındaki kati kararını
bilmediğinden.... Aşağıdaki talimatın emin vasıta ile adı geçene
ulaştırılmasına...
"Kilikya
havalisi işgali, Mütareke hükümlerine aykırı ve tamamen geçici bir
mahiyettedir. Fransızlar, iktisadi menfaatlerini temin etmek şartıyla tahliye
etmeye hazırdırlar. Ermenilere, Müslümanlar aleyhinde zulüm
yaptırmayacaklarını ve kendileri tarafından da hükümet haklarına ve milli
haysiyetimize tecavüz edilmeyeceğine söz vermişlerdir. Müdafaai Hukuk Cemiyeti
teşkilatının alenen devam ve yayılmasına razı olmuşlardır.
Yalnız
kendileri tarafından veya Ermeniler tarafından sebebiyet verilmedikçe silahlı
tecavüzlerden vazgeçmemizi rica eylediklerinden, biz de silahlı tecavüzleri
engellemeye çalışacağımızı vaat eyledik
...
Anadolu ve Rumeli Müdafaaı Hukuk Cemiyeti
Heyeti Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
-
Atatürk'ün Bütün Eserleri (ATABE) c. 6, Kaynak Yayınları, 2001, s. 92.
Sivas'ta
3. Kolordu Kumandanı Selahattin Beyefendi'ye
Diyarbekir'de Cevdet Beyefendi'ye
Everek'te (Develi) Ahzı Asker Muamelat Müfettişi Kemal Bey'e
Ankara,
11 Ocak 1920
Adana
Valisi Celal Bey'den gizli ve saklı olarak alınan yazıda, Maraş ve
havalisindeki milli harekatın Adana havalisine de yayılması icap eylediği
takdirde, Kilikya havalisindeki Ermenilere karşı, hiçbir tecavüzde
bulunulmaması ve bilhassa kendilerinin Kuvayi Milliye'ce temin edilmesi elzem
olup, aksi halde bizim ile işbirliğine eğilimli olan Ermenilerin, tamamıyla
Fransız tarafını tutmalarına sebebiyet vereceği ve bu keyfiyetin son derece
gizli tutulması bildirilmektedir.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 97
Harp
Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 16, Ankara, Haziran 1956
Konya'da
12. Kolordu Kumandanı Fahrettin Beyefendi'ye
Ankara,
11 Ocak 1920
Gizli ve
özel vasıta ile Adana Valisi Celal Beyefendi'ye aşağıdaki cevabın
ulaştırılması istirham olunur.
Tecavüzlerde bulunulmaması hakkında icap edenlere gerekli talimat verildi.
Milli teşkilatımızın Adana havalisinde yayılmasına ve genişlemesine ihtimam
buyurmaları herkesçe bilinen hamiyetlerinden beklenir. Fransızlar, kendileri
veya Ermeniler tarafından sebebiyet verilmedikçe tarafımızdan silahlı
tecavüzlerde bulunulmamasını evvelce istida eylediklerinden, olur verilmiş ve
o zaman lüzumlu talimat da verilmişti. Buna karşılık, geçici olarak işgalleri
altında bulunan Kilikya havalisinde de milli teşkilatımızın serbestçe
şekillenmesine ve genişlemesine engel olmayacakları kendi taraflarından
taahhüt edilmiştir. Buna göre, Osmanlı memurlarının müdahale ve yardımı
mümkündür.
Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti
Heyeti Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 371
Harp
Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 16, Ankara, Haziran 1956
Harbiye
Nazırı Cemal Paşa'ya
Ankara,
11 Ocak 1920
...
Fransızların Maraş-Islahiye yolu üzerindeki Şerefoğlu, Gölpınar, Iloğlu,
Ceceli Sarılar, Şekerobası köylerini topla bombardıman ederek yaktıkları,
Iloğlu köyünü üç yüz mevcutlu bir müfreze ile basarak yağma ve fecayi bir
kötülüğe başladıkları, Maraş'ta yerli Ermenilerden sekiz yüz mevcutlu bir
kıtanın kışlada hazırlandığı, bütün Ermeni gençlerinin silahlandırılmaya
başlandığı, dağınık Ermeni hanelerinin boşaltılarak tekmil Ermenilerin
kilisede toplandığı, Çukuroba mahallesindeki Camiişerif içine bomba atmak
üzere saklanmış olan üç Ermeni ele geçirildiği, bu esnada oradan geçen üç
Fransız süvari neferinin ezanı Muhammedi okuyan müezzine iki el silah attığı,
Bababurnu'nda, Fransızların sekiz yüz kadar kuvvetleriyle ahaliyi feci surette
katletmekte oldukları bildirilmektedir. Ermenileri geri çekerek, Islamlar
aleyhindeki zulme nihayet vereceklerini söyleyen Fransızların bu defa birlikte
Islam halkı katliam eyledikleri son derece dikkate değerdir. Bu hal böyle
devam eylediği takdirde Kuvayi Milliye'nin şiddetli ve kati müdahalesi zaruri
olacak, genişlemesinden hasıl olacak mesuliyet tamamen Fransızlara ait
kalacaktır. Hükümeti seniyenin de kati ve şiddetli bir şekilde vaki olan
harekatı protesto eylemesi ve Urfa, Maraş, Ayıntap'ın tahliyesini talep
eylemesi lazımdır.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 99
Harp
Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 16
3.
Kolordu Kumandanlığı'na
Ankara,
14 Ocak 1920
Bazı
Fransız memurlarının aldatıcı olan tatlı sözlerine rağmen, bir hayli zamandan
beri, Islahiye, Ayıntap, Maraş, Kilis ve Zeytun taraflarında devlet
memurlarıyla Islam ahaliye ziyadesiyle zulüm yapmaya başlamış oldukları ve bu
arada birçok Islamı şehit ettikleri, gelen raporlar muhteviyatından malumu
alileri olmuştur. Bu hususta, kararlaştırılan plan muhteviyatının süratle
tatbiki ile Islam ahalinin ümitsiz kalmamalarına gayret olunmasını vatani
gayretlerinden bekleriz.
...
Heyeti Temsiliye
M. Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 112
Harp
Tarihi Vesikaları Dergisi, Sayı 17, Ankara, Eylül 1956
15.
Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir'e
Ankara,
15 Ocak 1920
Istanbul'da Mütareke'den sonra 250 bin Rum ve Ermeni Amerika'dan gelmiş ve
yerleşmiştir....
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.121
Kastamonu Valiliği'ne ve Mıntıka Kumandanlığı'na
21 Ocak
1920
Maraş
mıntıkasında, ahaliye tecavüz ve Islam ahaliye zulümler yapan Fransız
ordusundaki Ermenileri, Kuvayi Milliye'miz bozguna uğratarak Maraş'a ricata
mecbur etmiş ve 2 katırla bir miktar silah cephane ele geçirmişlerdir.
Düşmanın 80 ölü ve 30 yaralısı vardır. Antep'in 28 kilometre kuzeybatısındaki
Araplar Köyü'ne gelen bir Fransız müfrezesi, Islam ahalinin evlerine girerek
sandıkları kırmaya, eşyalar aramaya ve birtakım tecavüz ile, Kuvayi
Milliye'mizle vaki olan çarpışma neticesinde, Fransızlar mağluben Islahiye
istikametine ricata mecbur olmuşlardır.
...
Fransızların son günlerde, Maraş mıntıkasında hassaten köylerimize tecavüz ve
zulümleri tahammül edilmeyecek derecede artmaktadır.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.135
Tamim
24 Ocak
1920
1. Son
alınan malumata göre düşmanın Adana'da 1170, Toprakkale-Islahiye şimendifer
hattı üzerinde 270, Osmaniye-Adana üzerinde 200, Katma'da 300, Kilis'te 600,
Antep'te 1200, Maraş'ta 1200 kadar Fransız sömürge ve Ermeni askeri olmak
üzere işgal kuvvetleri bulunduğu anlaşılmıştır....
2.
Fransızların tahammül edilemez tecavüzlerine Maraş ve Pazarcık ahalisinin
mukavemet etmesi üzerine, 21 Ocak 1920'de şiddetli bir çarpışma başlamış ve
hala devam etmekte bulunmuştur. Bu çarpışmada fevkalade fedakarlık gösteren
vatandaşlarımız pek çok muvaffakiyetler kazanmışlardır. Fransız işgal
bölgesinin öteki mahallerinde vatandaşlarımızın pek çok tecavüze uğradıkları
anlaşılmaktadır.
...
4....
Maraş'ta başlamış olan çarpışmanın tamamıyla lehimize neticelenmesi fevkalade
mühim olduğundan, şimdilik 3. Kolordu'nun, Maraş'a her hususta yardım etmesini
rica ve öteki kolorduların da evvelce ayrılan bölgelerinde seri ve silahlı bir
teşkilat vücuda getirilmesi için şimdiden oralardaki teşkilatın himayesi
maksadıyla işgal bölgesine milli müfrezeler göndermelerini ve bu hususta son
derece gayret gösterilmesi bilhassa rica olunur.
Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti
Heyeti Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.167, 168
Fransızların ve Ermenilerin Maraş'ta Yaptıkları Katliam Hakkında
25 Ocak
1920
Maraş'ta, Fransızlar, Ermeniler, Müslümanları katliam etmektedirler. Her yerde
ahalinin derhal mitingler yaparak Istanbul'da Sadaret makamına ve
temsilciliklere telgraflarla protesto etmeleri ve insanlık aleminden bu
katliama nihayet verilmesini talep eylemeleri tamim olunur.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.179
Sivas
Heyeti Merkeziyesi'ne
29 Ocak
1920
Maraş'ta, Fransız ve Ermeniler tarafından Müslümanların katliamı, insanlığı
dehşete düşürecek şekilde devam ediyor. Her tarafta derhal mitingler yapılarak
merkezi hükümet ve yabancı temsilcilerine, bu zulümlere bir nihayet verilmesi
için müracaat olunması ve fiilen müdafaa ile meşgul olan felaketzede Maraşlı
dindaşlarımızın, yapılan teşebbüslerden doğrudan doğruya haberdar edilmesi
ehemmiyetle rica olunur.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.182
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 174
Müdafaai
Hukuk Cemiyeti Sivas Heyeti Merkeziyesi Riyaseti'ne
Sivas,
31 Ocak 1920
...
2.
Bugünlerde Kilikya'da Fransızlarda telaş çoğaldığı ve çevrede ve merkezde
Ermenileri silahlandırmakta oldukları ve her gün 8-10 Türkün Ermeniler
tarafından kayıp edildiği.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.193
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 177
Tamim
8 Şubat
1920
On yedi
günden beri Maraş'ta cereyan eden feci ve kanlı vakalara nihayet verilmesi
hakkında, medeniyet ve insanlık aleminin duyup öğrenmesi için yükseltilen
feryat ve acının yankılanacak bir yer bulmadığı, hala bu vahşetin devamıyla
sabit oluyor. Koca bir şehir ihtiyar, genç, kadın ve çocuklarıyla, Fransız ve
Ermenilerin top, mitralyöz, bomba ateşleri altında yanmakta, binlerce
dindaşımız bu vahşetin intikam feryadı olarak yerlere serilmektedir. Kuşatma
ve sansür altında yükselen milletimizin feryadının, medeni milletler
tarafından nihayet işitileceğini ümit etmekteyiz. Maraş'taki Fransız zulümleri
hakkında, Müdafaai Hukuk Cemiyeti'nin bütün heyeti merkeziyeleri tarafından
yeniden teşebbüslerde bulunularak, Milli Meclis reisleriyle, Dersaadet'teki
Itilaf devletleri temsilcilerine ve Osmanlı matbuatına telgraflarla protesto
edilerek bu zulümlere bir an evvel nihayet verilmesini ve zulümlere sahne olan
Kilikya, Ayıntap, Maraş, Urfa'dan Fransız kuvvetlerinin derhal çektirilmesi
hususunda, medeni milletlerin ve insanlığın dikkatinin çekilmesini, şu aralık
müsait olan siyasi vaziyetten bu suretle istifade olunmasını tavsiye eyleriz.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.224
Askeri
Tarih Belgeleri Dergisi, sayı:87, ATASE yayını, Ankara-1989
Sivas
Vilayeti'ne ve Sivas Heyeti Merkeziyesi'ne
10/11Şubat 1920
...
2. Maraş
dahilinde çarpışmalar devam ediyor. Islahiye yönünden gelen 500 nefer ve iki
sahra topundan ibaret Fransız imdat kuvvetleri 7.2.1920'de Maraş'a bir buçuk
saat mesafede Kuvayi Milliye tarafından durdurulmuş ve çarpışma devam etmekte
bulunmuştur.
3.
Katma'dan Ayıntap'a gelen 60 arabalık bir düşman cephane kolu Ayıntap'a iki
saat mesafede Kuvayi Milli tarafından durdurulmuştur.
4.
Adana'da heyecan ve asabiyet ziyadeleşmiştir. Ermeniler, kilise ve mekteplerde
sık sık toplanmaktadırlar. Inekler ve Bahçe Ermenileri, Güller ve Zencirli
Islam köylerini yağmalamış ve ahalisini pek vahşiyane katliam etmişlerdir.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.231
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 190-191
Bütün
Müdafaai Hukuk Cemiyetlerine
Ankara,
12 Şubat 1920
Bir
suretinin köylere kadar yayılmak üzere heyeti merkeziyelere verilmesi.
1. Maruz
kaldıkları zulüm ve baskılara karşı kahramanane silaha sarılan Maraşlı
kardaşlarımız, yirmi güne yakın bir zamandan beri kan ve ateşler içerisinde,
istilacı Fransızlarla, onların silahlandırdığı ve musallat ettiği hunhar
Ermenilerle uğraşmakta idiler. 10/11 gecesi, düşmanı Islahiye istikametinde
bozguna uğratıp firara mecbur ederek, milli mevcudiyetlerini elde etmeye
muvaffak olmuşlardır.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 247
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 193
Maraş
Müdafaai Hukuk Cemiyeti'ne
Maraş Belediye Riyaseti'ne
Maraş'ta Kuvayi Milliye Kumandanı Kılıç Ali Bey'e
12 Şubat
1920
Batı
medeniyetinin öncüsü olduğunu iddia eden Fransızların zulüm ve baskılarına ve
on asırdan beri milletimizin geçerli olan fiili hakimiyetinin ortadan
kaldırılmasına ve imhasına karşı silah müdafaasını kullanmaya mecbur olup,
yirmi güne yakın bir zaman zarfında Ermenilerle birleşen düşman kuvveti ile
her türlü mahrumiyetler içinde çarpışan ve nihayet muvaffak olan kahraman
Maraşlıları, bütün memleket namına tebrik ve tazize (şereflendirmeye) koşarız.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.252
Müdafaai
Hukuk Cemiyeti Sivas Heyeti Merkeziyesi'ne
14 Şubat
1920
1.
Ermeniler Kanunusani (Ocak) zarfında Islamlara karşı daha ziyade şiddet
göstermeye ve hunharlığa başlamışlardır. Zengisur havalisinde, birçok Islam
köylerini imha ve katliam ettikleri, fakat, Halil Paşa kumandasındaki
Azerbaycan birliklerinin Zengisur'un imdadına gelerek, şehirde Ermenileri mahv
ve o havaliyi işgal ettikleri ve Ermenilerin 400 ölü, bir batarya top ve iki
makineli tüfek terkiyle firar ettikleri haber alındı.
2.
Ermenilerin Kars, Gümrü vesaire mevkilerden topladıkları muhtelif sınıflardan
meydana gelen kuvvetlerle Çıldır havalisindeki Islam ahalinin silahını
toplamak vesilesiyle kötülük icrasına başlamışlarsa da, Islamların şiddetli
mukavemetleri neticesinde muvaffakiyetle püskürtülmüşler ve Islamlar tamamen
galip gelmişlerdir.
3.
Ermeniler, Akbaba, Zarşat havalisinde de aynı şekilde hareket icraya teşebbüs
etmişlerse de, uğradıkları son mağlubiyet üzerine devama cesaret
edememişlerdir. Bu suretle Çıldır, Akbaba ve Zarşat Islam ahalisi içerisine,
şimdiye kadar olduğu gibi, hiçbir Ermeni girememiş ve Ermeni hakimiyeti
buralardan uzak kalmıştır.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 258
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 200-201
Müdafaai
Hukuk Cemiyeti Sivas Heyeti Merkeziyesi Riyaseti'ne
Sivas,
14 Şubat 1920
Maraş'taki kardeşlerimizin masum kanı, henüz feci bir şekilde akıtılmakta
devam ederken, medeniyet maskesine gizlenen Fransızlar ve onların öncüsü olan
Ermeniler, Urfa ve havalisinde Islam ahali hakkında zalimane katliamlara
başlamışlardır.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.264
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 200-201
Harbiye
Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri'ne
Ankara,
20 Şubat 1920
...
Güney işgal bölgelerindeki Fransız kuvvetleri tarafından silahlandırılan
Ermeniler, Fransız himayesinden cüret alarak bulundukları mahallerdeki
Islamlara musallat olmakta ve intikam fikriyle her tarafta merhametsiz bir
şekilde katl ve imha siyaseti yoluna girmektedirler. Maraş feci hadisesi bu
sebepten ortaya çıkmış ve General Keret'in Fransız kuvvetleriyle birleşen
Ermeniler top ve mitralyözlerle Maraş gibi eski bir Islam beldesini yerle bir
etmişler ve binlerce aciz ve masum valide ve çocukları kahr ve imha
eylemişlerdir. Tarihte emsali görülmemiş olan bu vahşetin faili Ermeniler
olup, Müslümanlar ancak namus ve hayatlarını muhafaza kaydıyla mukavemet ve
müdafaada bulunmuşlardır. Yirmi gün devam eden Maraş katliamında Müslümanlarla
birlikte şehirde kalan Amerikalıların bu hadise hakkında Amiral Bristol'a
çektikleri telgraf, facia sebeplerini, tekzip edilemez bir şekilde tayin
etmektedir. General Keret'in geri çekilmesiyle neticelenen bu muharebelerden
sonra Kuvayi Milliye'ye teslimiyet arz eden muharip Ermeni kuvvetlerine karşı
hiçbir ceza tatbik etmeyip bilakis onları şefkatli sinesine ve himayesine alan
milletimizin alineceplığını Maraş Ermenileri de minnet ve şükran ile teyit
etmektedirler. Şu halde Ermenilerin intikam fikri ve tecavüzleri neticesi
meydana gelmiş bazı vakalar var ise, bunların mesuliyeti milletimize değil
bizzat Ermeni milletine ve onun tahrikçilerine ait olmak lazım gelir. Adana
vilayeti dahilinde Müslümanların Fransızlar tarafından tepeden tırnağa kadar
silahlandırılan Ermeni süngülerinin tehdidi altında her dakika katliama maruz
bir vaziyette kalmaları asabiyetimizin derecesini izaha kafidir zannederiz.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.289, 290
Harbiye
Nazırı Fevzi Paşa Hazretleri'ne
22 Şubat
1920
...
Ingiliz siyasi temsilcisinin talep ettiği hususlar Ermeni kıtaliyle (kırımı,
soykırımı) Yunanlılar da dahil olduğu halde Itilaf kuvvetlerine karşı
tarafımızdan yapılan harekatın hemen tatilinden ibarettir. Hiçbir yerde Ermeni
kıtali (kırımı) yapılmakta değildir. Maraş hadisesinden bahsedilmek murat
ediliyorsa, orada Fransız askerleriyle beraber milletimize taarruz eden
Ermeniler katledilmiş olmayıp, bilakis Fransız askeri kendilerini terk edip
çekildikten sonra Islamlar tarafından himaye ve şefkate mazhar olmuşlardır....
Urfa'da
dahi Fransızların mevcut bütün Ermenileri tüfek ve mitralyözlerle teçhiz
ederek Islamlara karşı vaziyet aldırmasından doğan hadisenin bertaraf
edilmesi, bizim değil Fransızların elindedir.
Hakikat
olarak arz ederim ki; milletimiz sebepsiz hiçbir yerde hiçbir yabancı unsura
mütecaviz değildir.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.291
Sivas'ta
3. Kolordu Kumandanlığı'na
2 Mart
1920
Kozan'da
birçok Türklerin kiliseye doldurulduğunun tesbit edildiği, Feke ilçesinin 80
Ermeni tarafından sarıldığı bildiriliyor, ayrıca Saimbeyli'ye az zamanda
takviye yetiştirilmediği takdirde Türklerin sonunun fena olacağı, bu sebeple
genel tedbirlerin acele olarak alınması ve Saimbeyli civarında Ermeniler üstün
olduğundan Aziziye'den (Pınarbaşı) süratle tertiplenecek bir milli müfrezenin
bu bölgeye gönderilmesi ve buradaki kıtaların da milli kıyafetle olaylara
iştirak ettirilmesi isteniyor ve Binbaşı Kenan Bey'in (Kozanoğlu Doğan Bey)
derhal Develi'ye hareket ederek bu işleri düzenlemesi ve aynı zamanda bu
hareketler sırasında yağma vesaire yapılmaması ve silahlı olmayan Ermenilere
hiçbir sebeple taarruz edilmemesi....
Mustafa
Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s.348
Türk
Istiklal Harbi Güney Cephesi, Gnkur. Basımevi, 1966, s.184
Komutanlara
Ankara,
2 Mart 1920
1. Feke,
yerli Ulusal Kuvvetleri'nin özverili çalışmaları üzerine kuşatmadan
kurtarılmıştır. Hacın (Saimbeyli) ve Sis (Kozan) ilçeleri ile Feke ilçesi
Islam halkı Fransız askeri yönetimi ile bağlantısını kesmiştir.
2.
Harekete her yandan 10 Mart'ta başlanmalıdır. Bu hareketten beklenilen amaç;
Sis (Kozan) ve Hacın (Saimbeyli) gibi Ermenilerce saldırıya uğrayan
dindaşlarımızı kurtarmak ve Pozantı-Islahiye demiryolunun kuzeyindeki başka
bir bölge gibi saldırıya uğrayan Islam halkının örgütünü güçlendirmek,
saldırıya geçmesini sağlamak olmalıdır. Saldırgan olmayan düşman kuvvetlerine
kesinlikle saldırmamayı, hareketin yerel ve ulusal kuvvetlerle yapıldığını ve
özellikle Ermenilerin Islamlara soykırım yaptıklarını dışa göstermek
yararlıdır.
...
5. Hacın
(Saimbeyli) çevresinde Ermenilerin çok güçlü olduğu anlaşıldığından, Üçüncü
Kolordu'ca Hacın'a (Saimbeyli) gönderilmesi gereken müfrezelerin zamanında
harekete geçirilmesini Üçüncü Kolordu'dan rica ederim.
6. Bu
emir 20'nci Kolordu Komutanlığına, 11 nci Tümen Komutanlığına, Binbaşı Kemal
Bey'e ve Üçüncü Kolordu Komutanlığına bildirilmiştir.
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 2, 3
Türk
Istiklal Harbi Güney Cephesi, Gnkur. Basımevi, 1966, s.187
Sivas
Müdafaai Hukuk Cemiyeti'ne
3 Mart
1920
Kilikya'da Ermeniler, Fransızlar tarafından silahlandırılmakta ve Islam
ahaliye fiilen musallat edilmektedir. Kozan'da birçok Müslümanları kiliseye
doldurdukları, akıbetlerinin meçhul bulunduğu ve birçok namusa tecavüz
edildiği ve Feke kazasının Ermeniler tarafından kuşatıldığı, telgraf
tellerinin kesildiği ve Islam ahalinin işgal bölgesi haricine koşarak imdat
niyaz eyledikleri, akıbetlerinin vehametinden bütün Islam ahalinin galeyan ve
heyecanda bulunduğu, mahallinden bildirilmiştir. Bunlar karşısında vukuu tabii
olan nefsi müdafaadan dolayı ortaya çıkacak mesuliyetin nereye ait olduğu
şimdiden anlaşılmak üzere, icap edenlerin vaziyet hakkında aydınlatılması rica
olunur.
Mustafa
Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
ATABE,
c.6, s. 350
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, s. 237
Yeni
Ermeni Kırımı'nın Yalanlanması
Istanbul'da Itilaf Temsilcilerine,
Amiral Sayın Bristol'e
Ankara,
7 Mart 1920
1.
Mondros Ateşkesi'nin imzasından beri kesin barışın yapılmasını bekleyen
ulusumuz, ülkenin elde kalan kısımlarından en önemli parçaların çeşitli
bahanelerle Anlaşma devletleri tarafından işgalini görmekle acı duymaktadır.
Bu durumun barış konferansının adil kararlarıyla değiştirilmesi, hukuki
isteklerimiz içinde hakka uygun bir biçime dönüştürüleceğini ümit etmek
isterken, barış kararlarımızın olanak ölçüsünde kötü esaslar içinde
düzenlenmesi için Avrupa'da olumsuz akımlar doğurmayı çıkarları gereği
görenler tarafından Anadolu'da yeniden 20,000 Ermenin öldürüldüğü hakkında çok
iğrenç ve kesinlikle gerçek dışı haberler uyduruldu.
Bütün
Anadolu'da Itilaf Devletlerine ve Amerika hükümetine mensup çeşitli kişiler ve
haber alma kaynakları bulunduğu için sözü geçen haberlerin yabancı kaynaklarca
inanılmaya değer görülmeyeceğini ummuş ve kesinlikle yapılmamış olan böyle
uydurma bir kırımın yalanlanmasını bile gereksiz saymıştık.
Fakat
bugün gerçek gidişata ait bilgi edinmiş olmaları gereken önemli yabancı
şahısların da görüşme yerlerinde bu yalancı haberlere inandıklarını ve hatta
aynı sebeple biran önce bir karara bağlanmasını ülkemiz için hayati bir mesele
saydığımız barışımızın geri bırakılacağını büyük şaşkınlık ve üzüntüyle
görüyor ve ileri sürülen üzücü olayların olmadığını kesinlikle bildirmeye
süratle girişmiş bulunuyoruz.
2.
Maraş, Urfa ve dolaylarındaki çarpışmalar sırasında Türklerden, Fransızlardan
ve Fransız askeri arasında bulunan Ermenilerden ve Maraş merkez kasabası
içinde yapılan çarpışmalar sırasında ise iki taraf silahlarının etkisiyle
çeşitli unsurlara mensup halktan kayıplar verildiği herkesçe bilinmektedir.
Ancak
bu, bir Ermeni Kırımı değil, Kilikya ve yöresine dışarıdan getirilen ve yerli
halktan silahlandırılan Ermeni askerlerinin kesinlikle sabırla karşılanması
imkansız bulunan saldırıları ve işgal kuvvetlerinin sebepsiz yere sürekli
olarak işgal sahasını genişletmesi ve özellikle işgal kuvvetleri
komutanlarının hırslı Ermeni askerinin Islam Halkı aleyhinde uyguladıkları
saldırılar ve yolsuzluklara göz yummaları sonucunda yerli halkın coşması ve
karşı koymasıyla meydana gelen çarpışmaların doğal bir sonucudur.
Şunu da
eklemek gerektir ki, Kilikya ve dolaylarındaki işgal kuvvetlerine komuta eden
kişiler Ermenileri silahlandırarak görevlendirmese ve korumasaydı ve yerli
halkın unsurları hakkında adalet ve eşitliğe uygun bir yönetim uygulasaydı ve
özellikle mütarekenin yapıldığı sırada Ingilizlerdeyken değiştirilerek işgal
olunan toprakların sebepsiz ve sürekli olarak genişletilmesinden sakınılsaydı,
taraflardan birçok insanların kaybını doğuran acınmaya değer çarpışmalar
hiçbir zaman olmayacaktı.
3. Işte
Anadolu'da Ermenilerin öldürüldüğüne dair uydurulan yalanların gerçek niteliği
bundan meydana gelmiş olup öldürüldüklerinden sözedilen Maraş halkı adına
Ermeni delegeleri ve ileri gelenleri tarafından Itilaf Devletleri yetkili
delegelerine yapılan yazılı müracaatlar dahi bu gerçeği tümüyle doğrular.
Izmir'de
yapıldığı gibi bir uydurma Ermeni kırımı meselesi ve tüm dünyayı aldatmak için
yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği hakkında uygarlık ve
insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması ve bu suretle haksızlığa
uğramış Türk ulusunun iğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması için
Anlaşma Devletleriyle Amerika hükümetinin adalet severlik duygularına
başvururuz.
Mustafa
Kemal
Bilgi
için Istanbul Merkez Kurulu ve Kolordulara yazılacak. Bu şifre sureti
Istanbul'da gazetelere, Gazeteciler Cemiyetine, Hakimiyeti Milliyeye, il
gazetelerine.
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk
Haftası Armağanı, Gnkur. ATASE Başkanlığı, 1982, Belge 2
3, 12,
20, 13 ncü Kolordu Komutanlıklarına
Bilgi için 15 ve 14 ncü Kolordu Komutanlıklarına,
Refet Bey'e
9 Mart
1920
Fransız
işgal bölgesinde oluşan duruma göre milli harekat ve kuruluşların aşağıdaki
biçimde yönetilmesi uygun görülmektedir:
1. Bugün
Kozan, Haçin (Saimbeyli), Feke gibi bölgelerde fiilen kendisini göstermiş olan
Ermeni mezaliminin bir an önce söndürülmesi gereklidir. Yalnız şu aralık her
türlü islam hareketlerini Ermeni kırımı biçiminde göstermek istenildiği
anlaşıldığından harekatın her halde bu gibi yanlış söylentilere ve suçlamalara
yer bırakmayacak şekilde idaresi,
2.
Fransız birlikleriyle Ermeni çetelerinin taarruz ve tecavüzlerine uğramayan
kısımlarda sebepsiz çarpışmalara yer verilmemesi ve yalnız bu tür yerlerde
milli müfrezelerin varlığından yararlanılarak teşkilatın süratle oluşmasına
çalışılması,
3. Önce
Cerablus'a gelişi haber alınan Fransız kuvvetlerinden üç sınıftan oluşan bir
müfrezenin Birecik'e gelerek şehri topa tuttuğu ve geçici hükümet kurarak
oraya bir Fransız müfrezesi bıraktıktan sonra Urfa'ya doğru hareket ettiği
anlaşılmıştır. Bu gibi durumlara uğrayacak olan yerlerde milli emellerin
sonuna kadar savunulmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması gereklidir.
4.
Mersin Sancağında Emin Arslan Bey harekatının daha Doğuya doğru uzatılmasına
şimdilik, gerek kalmadığından durdurulması. Ancak kuvvetlerin dağıtılmaması,
bu kuvvetlere dayanarak işgal bölgesine doğru kuruluşların güçlendirilmesi ve
Fransızların Batıya doğru genişlemelerine yer vermeyecek biçimde tertibat
alınması uygun olur.
5. Işgal
bölgesinin ayrım gözetmeksizin, bütün kısımlarında milli kuruluşların
güçlendirilmesi ve gerekli görülen yerlerin, ilgi çekmeyecek biçimde korunması
gerekir. Ve bugün işgal sahasının yeni saldırılara karşı güçlü bulunduğu
duygusunun verilmesi pek önemlidir.
6. 3,
12, 20 nci Kolordulara ve bilgi için 14 ve 15 nci Kolordularla Refet Bey'e
yazılmıştır.
Mustafa
Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk
Özel Arşivinden Seçmeler, T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara-1981, s. 134-135
Ermeni
Zulmü Üzerine Devletlere Gönderilen Protesto Telgrafı
22 Mart
1920
Tohumluk
istemek, vergi koymak, silah toplamak gibi bahanelerle öteden beri Ermeni
zulüm ve işkencesine maruz kalan Şark hududumuz haricindeki ahalii Islamiye
son Şubat ayı zarfında Ermeni tümen kumandanları tarafından sevk ve idare
edilen sunufu muhtelifeden mürekkep müteaddit müfrezelerin taarruzları
karşısında bir çok kurban vermiş ve Kars vilayetine tabi Çıldır, Zarşad,
Şuragel, Akbaba kazalarında isimleri belli kırk Islam köyü kamilen tahrip ve
imha olunmuştur. Bu köylerin biçare halkından iki binden ziyade Islam müfusu
pek feci bir surette katl olunmuştur. Ve katliama uğrayan Islamların eşyası
Kars pazarlarında alenen satılmıştır.
Hemen
her gün kemali teessürle haber almakta olduğumuz Ermeni zulüm ve katliamına
yeni bir ilave olmak üzere Orduabad, Ahur, Civa, Ciyusi, Vedi mıntakalarındaki
ahalii islamiyeye karşı Ermeniler 19 Marttan itibaren taarruza başlamışlardır.
Ayrıca
Oltu havalisine karşı da yeni bir taarruza hazırlandıkları inanılır şekilde
haber alınmıştır. Bu harekatı kemali şiddetle protesto ettiğimizin ve bu
tecavüzlerin önü alınmazsa cihanın pek büyük facianın oluşumuna şahid
olacağının mensup olduğunuz hükümete sür'atle ulaştırılmasını rica eder ve
saygılar sunarız..
Anadolu ve Rumeli Müdafaaı Hukuk Cemiyeti
Heyeti Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri; Der. Nimet Arsan, Türk Inkılap
Tarihi Enstitüsü Yayını, 1961, s. 268, 269.
Haber
Alma Raporu
27 Mart
1920
Lord
Curzon'un Ermeniler hakkındaki beyanatı...
Sivas
Vilayetine ve Heyeti Merkeziyeye gönderilen telgraf.
...
13 Mart
tarihli Temsp gazetesinde Lord Curzon Avam Kamarasında irad ettiği nutukta
Ermenilere dair demiştir ki: Bana öyle geliyor ki siz Ermenileri sekiz yaşında
pek temiz ve masum bir kız gibi zannediyorsunuz. Bunda pek yanılıyorsunuz.
Zira Ermeniler bilhassa son harekatı vahşiyaneleri ile ne derecelere kadar
hunhar bir millet olduklarını bizzat kendileri ispat eylemişlerdir.
...
Heyeti Temsiliye namına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 274, 275
Refet
Beyefendi'ye
Ankara,
31 Mart 1920
Aşağıdaki bildirinin Italyan Ajansı aracılığı ile yayımlanmasına aracılık
buyrulması rica olunur.
Adana'nın genel durumu günden güne kötüleşiyor. Fransızlar Maraş ve Urfa'da
yaptıklarını Adana'da da yaparak Ermenileri silahlandırıyorlar. Bunlar Islam
halkına saldırıyor. Kozan çevresinde Islam halkından toplanan silahlar ve
hayvanlar saldırgan Ermenilere veriliyor. Kozan çevresindeki Hamam, Kurtoğlu
Çiftliği, Çolak Hasan, Yassıçalı, Mehmet Ağa ve Kabasakal köyleri Ermeni
jandarma ve gönüllülerince bütün olarak yakılmıştır. Bu köylerden kaçarak
kurtulabilen halktan 750 kişi Ceyhan ve 1500 kişi Karsantı dolaylarına
göçmüşlerdir. Buçak yakınlarında birkaç köyün daha yakıldığı da haber
alınmıştır.
Yaşları
elverişli olan Ermenilerin silahlandırılmasına karşın, bir tek Islam jandarma
bile yapılmıyor. Özellikle Kozan çevresinde bulunan Fransız Binbaşısı
Tayarda'nın (Taillardat) yaptırdığı ve yapılmasına göz yumduğu acıklı
olayların anlatılması olanaksızdır. Adana'daki Türk memurları bu kötü durumlar
içinde görevlerini sürdürmeye olanak görmediklerinden bölük pörçük
görevlerinden çekiliyorlar. Istanbul işgal altında bulunduğundan yeni memur
atanamayacak, atansa bile görevlerini yapmaya olanak bulamayacaklardır. Bunun
sonunda, Kilikya Işgal Kuvvetleri, gerçekte baskıları ve etkileri altında
Osmanlı memurlarının yokluğundan yararlanmak fırsatını kaçırmayacaklardır.
Kilikya'da ve çevresindeki işgal bölgelerinde Fransızların yarattığı durum,
Türkler ve Ermeniler arasında karşılıklı olarak bir öç alma duygusunu beslemek
ve bunun sonucunda da, işgalin kaldırılması ile birlikte yerli halkın
birbirlerini boğazlayacaklarını dünyaya yayarak amaçlarına varmaktır.
Heyeti Temsiliye adına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 80
Kolordulara
56 ve 61 nci Tümen Komutanlıklarına
Albay Refet'e
13 Nisan
1920
Gerek
Askeri Birlikler ve gerekse milli kuvvetler tarafından esir edilen düşman
askerinin hayatlarının korunmasına olağanüstü özen gösterilmesi istenir.
Milletimizin fertlerine en ağır saldırılarda buluna katiller bile esir
edildiği zaman öc alma duygusuna kapılmayarak hayatlarının korunmasını nasıl
olursa olsun sağlamalarını bütün amirlerden diler; esirlerin hastalık
sebebiyle bile olsun elimizde ölmeleri dini ve milli ahlakımıza uygun
düşmedikten başka vatani çıkarlarımızı da gerçek biçimde yaralar.
Bütün
birliklere ve Kuvayı Milliye teşkilatına bu öğütlerimizin hakkıyla
bildirilmesini rica ederiz.
Heyeti Temsiliye adına
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk
Özel Arşivinden Seçmeler, T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara-1981, s. 125
24 Nisan
1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması
...
Ermenilere gelince: Ermeniler bütün dünyanın fevkalade desteğini almış bir
vaziyette bulunuyorlar. Siyasi emellerinin tecellisi için nasıl çalıştıkları
malumdur. Fakat bugünkü vaziyetler, bizimle temaslarına yönelik
arzedebileceğim noktalar şunlardır:
Ermeniler, Erivan Ermeni Hükümeti mıntıkası dahilinde ahali-i Islamiyeyi imha
etmekle meşguldür. Biz; Ingilizleri, Amerikalıları aleyhimizde tahrik etmemek
ve her nasılsa Harb-i Umumi'de yapılmış olan vakanın tekrar ve devamına dair
hiçbir zan ve şüphe vermemek için bir mıntaka-i malume dahilinde bulunan
ahali-i Islamiyenin hududumuzu geçmek suretiyle alenen yardımlarına dahi
seğirtmekte tereddüt ettik. Fakat oradaki ahali-i Islamiye her taraftan
hamisiz kalınca bittabi kendi hayat ve namuslarını yine kendiliklerinden
muhafaza ve müdafaada tereddüt etmediler.
Bu
cihetle bidayetten bugüne kadar Erivan Hükümeti mıntakası dahilinde muharebe
ve çatışma devam edegelmektedir. Ve bütün çatışmalar neticesinde bittabi
dindaşlarımız fevkalada mutazarrır olmakla beraber namus ve haysiyetlerini de
muhafaza etmekten geri durmuyorlar.
...
...
Fransızlarla da temaslar olmuştur. Bilhassa, Suriye'de fevkalade mümessil
bulunan Picot namında bir zat Sivas'a kadar geldi.... Bu zatla görüştüğümüz
esas noktalar hatırımda kaldığına göre şunlardı:
... Açık
söylediği şey, Suriye'yi müstemleke yapmak için istemiyorlardı ve fakat
Kilikya da dahil olmak üzere (...) ve bizim mevcudiyetimiz, umumi olan
mevcudiyetimizin kurtarılması için Kilikya meselesi için anlaşmaktan ibaretti.
Bu imkan derecesini de şu tarzda tespit etti: En nihayet Kilikya'yı tahliye
edeceğini, yalnız, orada bize iktisadi (sahada) emniyet bahşolacak bir vaziyet
kabul edersiniz.
Biz
kendisiyle görüştüğümüz zaman bizim için bir Kilikya, bir de Türkiye meselesi
gibi iki mesele yoktur. Bir mesele vardır. O da Türkiye meselesidir.
Binaenaleyh, bizim halline çalıştığımız mesele budur. Bütün vatanımızın
tamamiyeti ve bu vatanda yaşayan milletimizin istiklalidir. Bu nokta-i
nazardan anlaşmak lazım gelir. Fransızlar için yalnız Kilikya meselesi vardır.
Bunun halli esnasında sizin için birinci olan meselede bazı hususatı
görüşebiliriz.
Ve
binnetice Kilikya dahi arzettiğim şekilde ve heyet-i umumiye de her suretle
bize yardım vadetmişti. Yalnız, bütün bu vaatlerini tatbik ettirebilmek için
ancak Paris'e muvasalatında çalışmaya mecbur olduğunu ve sulh akdedilinceye
kadar Kilikya dahilinde hiçbir hareket-i milliye olmamasını rica etti.
Biz de
netice itibariyle dedik ki:
"Şimdi
Fransız taht-ı işgalinde bulunan bölgede bizim tarafımızdan kuvvet sevkiyle
hiçbir harekette bulunmayacağız. Ancak, sizin taht-ı işgalinizde bulunan ve
asayişinden, emniyetinden sizin mesul olduğunuz bölge vardır ki, Kilikya,
Maraş, Urfa hepsi dahil ve Fransızlar tarafından silahlandırılan Ermenilerin
ahali-i Islamiyeye tecavüz etmesi, onları katletmesi neticesi olarak vuku
bulacak mukabelelerden, mukavemetlerden de hiçbir mesuliyet kabul etmeyiz. Ve
bu gibi olayların önüne geçebilmek için siz derhal (icap eden tedbirleri
almalısınız)."
O zaman,
malumaliniz, valimizi koğmuşlardı.
"Siz
valimizi iade edeceksiniz. Diğer Devlet-i Osmaniye memurlarını yerinde
bırakacak ve ahali-i Islamiyeye tasallut eden Ermenileri oradan uzaklaştıracak
ve bilhassa bundan sonra silahlandırmıyacaksınız."
Ve
bunlara kati olarak söz verdi. Ve hatta Sivas'ta icap edenlere tebligatta
bulundu. Filhakika valimiz oraya gitti. Vaziyet hüsn-i hale girer gibi oldu.
Bir
Fransız diplomatı (Picot) oraya gitti. Bunu bizimle görüştü. Fakat buradaki
kuvvetlere (kumanda eden) Fransızlar da başka adamlardır. Bunlar, bilhassa
Kilikya dahilinde bulunan bir miralay vardı ki o da Reymon. Bu, Islam düşmanı
ve Ermeni hamisi bir adamdır. Tazyikten bir an bile kaçınmadı. Ve bunun
neticesi olarak Maraş'ta ahali-i Islamiyeye Maraş'ta tecavüzatta (bulundular),
(onları) tevkif ettiler. Ve ahali-i Islamiye kendilerini muhafaza etti.
Neticesi itibariyle olay büyüdü. çatışma oldu. Ve oradan Fransızlar çekildi.
Bittabi bu çatışma esnasında Fransız kisvesi altında ahali-i Islamiyeye
tecavüz eden (Ermeniler), kendi nefsi hayatını muhafaza eden ahali-i Islamiye
de, ateş esnasında öldüler.
(Bu
hadiseyi) bütün Avrupa'da, bütün Amerika'da dalgalandırdılar. Halbuki
milletimiz tarafından tecavüz vaki olmuş değildir. Vuku bulan tecavüze
mukabele edilmiştir. Hatta, Fransızlar çekildikten sonra daha ileriye
gitmekten de sarf-ı nazar eyledik. O kadarla yetinildi.
Urfa'da
da aynı vaziyet olmuştur. Yine Fransızlar tarafından, daha doğrusu
Fransızların teşvik ve himayesiyle Ermeniler, ahali-i Islamiyeye tecavüz eden
Ermenilerin sebebiyet vermesi yüzünden yine muharebe ve çatışma olmuş,
binnetice Fransızlar orasını da tahliye etmeye mecbur edilmiştir.
...
--------------------------------------------------------------------------------
TBMM
Gizli Celse Zabıtları, C.I, Iş Bankası Yayını, 1985, s. 4-6.)
Borak,
Şadi; Atatürk Gizli Oturumlardaki Konuşmalar, Kaynak Yayınları, 1997, s. 15,
16
Metel,
Raşit; TBMM Gizli Oturumlarından Sorunlar ve Görüşler (23 Nisan 1920-29 Ekim
1923) Mustafa Kemal Atatürk, Belge Yayınları 1990, s. 21, 22.
24 Nisan
1920 Meclis Konuşması
...
(Sadrazam Damat Ferit Paşa'ya)
Verdiğim cevapta şu maddeler vardı:
1. Dün
sizlerden aldığım telgrafta Paris Konferansı kararlarına boyun eğmekten başka
yapılacak bir şey görülemediği söylenmektedir. Bu kararlar nelerdir?
Ajansların en son duyurusu milli bağımsızlığımızı ve geleceğimizi pek ümitsiz
bir durumda gösteriyor. Mesela Paris Konferansı Batı Trakya, Pontus, Izmir,
Kilikya konularını devletin aleyhine olarak belirlemiş ve doğu illerinde
Ermenistan egemenliğini kabul ederek onaylamış ise bu kararlara boyun eğmek
için yetki ve sorumluluk alan ve değerlendirenler kimlerdir? Sadrazam Paşa
hazretleri vatan ve milletin gelecek haklarını yok eden bu feci durumları
ortadan kaldırmak ve değiştirmek için ne gibi olumlu maddi güvence ve ümitle
dönüyorlar?
...
Ferit
Paşa'ya en son verdiğim cevap şudur:
Harbiye Nazırı Ferit Paşa Hazretlerine
Erzurum, 6 Temmuz 1919
Ermenistan'a bağlanmalarına söz verilmiş olduğunu öğrenmekle heyecana gelen ve
coşan doğu illeri halkının arasından ayrılıp Istanbul'a gelmem konusundaki
önerinizi yerine getirmek konusunda kişisel irademi kullanmaya manen ve
maddeten imkan bulamıyorum. Durumun değerlendirilmesini, bilinen mertliğiniz
ve samimiyetinize güvenerek arz ederim, efendim.
Üçüncü Ordu Müfettişi ve
Padişahın Fahri Yaveri
M. Kemal
...
...
Başkent ile Anadolu'yu birbirinden ayırmaya kurulumuz ve temsilcisi
bulunduğumuz millet bireyleri sebep olmamışlardır. Tam tersine, düşünülen
hükümetin Paris barış konferansında doğu illerimizi, tamamen geniş bir
özerkliği olan Ermenistan olarak kabul edişi, Toroslar sınır gösterilerek iki
üç ilimizin tümünün Osmanlı sınırı dışında bırakılması ve başkent ile
illerimizin bazılarında ateşkes antlaşması hükümlerine aykırı birçok işgaller
ve devlet ve milletin bağımsızlık gururunun kırılmasına seyirci kalınması,
başkent ile Anadolu'nun birbirinden ayrı düşünmelerine neden olmuştur.
...
Rum ve
Ermenilerle Ingilizler başta olmak üzere Itilaf devletlerinin ve bunların
suçlarına alet olan düşük Ferit Paşa kabinesinin, milli birliğe ve vatan
mutluluğuna yönelik her çeşit girişimi ve meşru milli faaliyeti genel olarak
ittihatçılıkla suçlamayı bir meslek edinmiş oldukları hepimizce bilinmektedir.
...
...
Itilaf devletlerinin bizim savaşa katılmamızdan (Birinci Dünya Savaşı) dört ay
önce her yönüyle Osmanlı hükümetinin zararına bir Ermenistan Cumhuriyeti
kurulmasına karar verdiklerini ilan etmiş olmaları ve hatta Bolşeviklerin
yayımladığı gizli antlaşmadan da anlaşıldığına göre, Istanbul'un Çarlık
Rusyasına vadedilmiş olması, savaşa Itilaf devletlerine karşı girmemizin
zorunlu olduğunu gösteren açık delillerdir.
...
...
Saltanat başkenti ve hilafetimiz kuşatma altında olup bağımsızlığımız burada
manen ve fiilen yürürlükte değildir. Buna, bir de Rum ve Ermenilerin hükümeti
tanımamalarını ve Itilaf devletlerine dayanarak bir çeşit ayaklanma durumunda
bulunmalarını eklersek, başkentimizin içinde bulunduğu üzücü ve korkunç durumu
tam anlamı ile açıklamış oluruz.
...
...Ingilizler görünüşte tatlı, kamu oyunun gönlünü alacak bir genelge
sundular. Ingiliz siyasi temsilcisi, Ingiliz Dışişleri Bakanlığı adına
hükümetimize bir nota verdi. Notada şöyle deniliyor: Önce, Itilaf devletlerine
karşı başlatılmış olan ve Yunanlıları da içeren eylemleri durdurunuz. Ikinci
olarak, Türkiye'de Ermenilere karşı yapılan soykırımdan vazgeçiniz. Işte bu
iki önerimizi yerine getirmeniz durumunda Istanbul size bırakılacaktır. ...
Efendiler, bu, tabii ki çok haince ve samimiyetten uzak bir istek idi. Çünkü
her iki öneride de, gerçekte yeri olmayan konular üzerinde duruluyordu.
Birincisi, Yunanlıların da içinde bulunduğu Itilaf hükümetlerine karşı eylemde
bulunmamak, saldırıya geçmemek önerisi. Zaten böyle bir şey olmadı. Gerçi
Yunan cephesinde, Izmir cephesinde, silah ve mevzilenmiş bir takım kuvvetler,
milli kuvvetler vardı, fakat bu, Devlet kuvveti, hükümet kuvveti, ordu kuvveti
değildi. Bu, Yunanlıların, ateşkes hükümlerine uymayan davranışları ve
insanlığa karşı dünyada eşine rastlanmayacak biçimde zulmederek, facialar
yaratmalarına karşın devletin koruyuculuğundan yoksun olan milletimizin kendi
namusunu, onurunu korumak ve kollamak için silaha sarılmak zorunluluğundan
kaynaklanıyordu. (...) Ikinci istek ise, ülke içinde soykırım yapılmaması ile
ilgiliydi. Ermenilere karşı böyle bir tutum yoktu ve olay doğru değildi.
Ülkemiz gerçeklerini hepimiz biliyoruz. Hangi yörede Ermenilere karşı soykırım
yapılmıştır veya yapılmaktadır? (...) Bu gün ülkemizde faciaların yaşandığı
savunularak, bundan vazgeçmemiz isteniyordu...
...
...
Düşmanların bütün çalışması, barış esaslarının kararlaştırılacağı şu sıralarda
memleketimizi dışarıda ve içeride güçsüz bir durumda bırakarak istedikleri her
şeyi kabul ettirmeyi amaçlıyordu.
...Anadolu'nun çeşitli yerlerinde inceleme ve araştırma yapmak için geziler
yapan bütün Amerikalı ve Avrupalı kişiler ve heyetler daima lehimize
düşüncelerle dolu olarak ülkelerine dönmüşlerdir. Bu kişiler ve kurullar
Avrupa ve Amerika kamu oyunda çeşitli araçlarla ülkemiz aleyhine yapılan
kışkırtıcı propagandalara karşı üstünlük sağlamışlarsa da, barış için kesin
kararların belirlenmesini üstlenen barış konferansı çerçevesi içinde çok az
etkinlik taşıyan, gerekli önemi vurgulayamayan bir durum yaratmışlardır. Işte
böylece, geleceğe yönelik çıkarlarını, çeşitli baskılarla bütün dış ülkeleri
aleyhimize çevirmekte gören bazı kuruluş ve unsurlar ise, tarafımıza
yöneltilen bu akımı temelinden yıkmak ve bütün dış ülkelerin milletimiz
lehine, düşüncelerinde değişiklikler olmasına fırsat vermemek için, tümüyle
yalan olan en son Ermeni soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar.
Aslında pek az ve basit yalanlama araçlarımız olan gazetelerimize de, son
derecede etkin bir sansür uygulayarak hiçbir araçla medeni dünyaya karşı
haklarımızı korumamıza imkan tanımadılar. Böylece, insanlık hukukunun kutsal
kuralı olan "kendi kendini koruma" hakkından da milletimizi tümüyle yoksun
bırakarak, kamu oyunu ve dünya milletlerinin fikirlerini harap durumdaki
ülkemiz ve ezilmiş milletimizi birçok suçlamalarla lekeleyerek büyük çapta
etkilediler.
...
Ingilizler, bir yandan dış durumumuzu yeni toplu öldürme iftiraları ile
sarsarak, diğer yandan da kabineyi, Meclisi Mebusanımızın çalışmalarına engel
olmak konusunda kışkırtarak, içişlerimizde çok tehlikeli bunalımlar yaratacak
biçimde çalışarak, tasarladıkları Istanbul işgalini kolaylıkla uygulayabilecek
bir ortam hazırlıyorlardı. ...
...
Anadolu'da yerleşmiş Ermenilerin ve Rumların hükümet emirlerine ve milli
amaçlara karşı gelmedikçe her türlü saldırıdan korunmaları ve tam anlamı ile
mutlu ve rahat bir hayat yaşamaları öteden beri kabul edilmiş bir ana konu
idi. Kilikya ve dolaylarında ve doğu hududumuz dışındaki resmi ve resmi
olmayan Ermeni kuvvetlerinin dindaş ve ırkdaşlarımıza karşı yapılan cinayete
varan saldırıları karşısında bile, ülkemizde yaşayan Ermenilerin her türlü
taarruzdan korunmasını sağlamayı pek önemli bir medeni görev kabul ettik ve
Anadolu'nun dış dünya ile ilişkisinin kesik olduğu bu günlerde yüce vatan
çıkarlarını amaçlayan önlemler içinde Ermeni halkının esenliğinin korunması
gerekliliğini bütün makamlara bildirdik.
Işte,
Istanbul'un yabancı kuvvetlerce işgalinden bu güne kadar geçen acı günlerinde
hiçbir dış ülkenin fiili korumasına erişemeyen Anadolu Ermenilerinden hiçbir
kişinin, en küçük bir anlamda bile, saldırıya uğramamış olması, bize her
nedenle cinayet yükleyen ve medeni duyarlılığı kendi tekelinde sanan entrikacı
Avrupalıların yüzlerini kızartacak ve milletimizin yaradılışından sahibi
bulunduğu insanlık törelerinin yücelik derecesini ispat edecek çok önemli bir
konudur.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün TBMM'ni Açış Konuşmaları, TBMM Yayını, Ankara-1987, s. 3-50.
ASD, c.
I, s. 12-60.
Türkiye'nin Sovyet Rusya Ile Beraber Emperyalist Hükümetlere Karşı Savaş ve
Yardım Teklifi
26 Nisan
1920
Türkiye
Büyük Millet Meclisinin Moskova Hükümetine birinci Teklifnamesidir.
1-
Emperyalist Hükümetler aleyhine harekatı ve bunların tahakküm ve esareti
altında bulunan mazlum insanların kurtarılması gayesini hedefleyen bolşevik
Ruslarla ortak mesai ve harekatı kabul ediyoruz.
2-
Bolşevik kuvvetleri Gürcistan üzerine harekatı askeriye yapar veyahut takip
edeceği siyaset ve göstereceği tesir ve nufuzla Gürcistan'nın da Bolşevik
ittifakına dahil olmasını ve içlerindeki Ingiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere
bunlar aleyhine harekata başlamasını temin ederse Türkiye Hükümeti de
Emperyalist Ermeni hükümeti üzerine harekatı askeriye icrasını... taahüt
eyler.
3-
Evvela milli topraklarımızı işgal altında bulunduran Emperyalist kuvvetleri
kovmak ve gelecekte emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz
için kuvayı dahiliyemizi güçlendirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş
milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane vesair vesaiti fenniyei
ve malzemei sıhhiyenin ve yalnız şarkta icrayı harekat edecek kuvvetler için
erzakın, Rus Sovyet Cumhuriyetince temini rica olunur. Ihtıramatı faike ve
hissiyatı samimanemizin kabulünü rica eyleriz.
Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
15.
Kolordu Komutanlığına - Erzurum
26 Nisan
1920
1.
Emperyalist Hükümetler aleyhine harekatı ve bunların tahakküm ve esareti
altında bulunan mazlum insanların kurtarılması gayesini güden Bolşevik Rusya
ile iş ve harekat birliğini kabul ediyoruz.
2.
Bolşevik kuvvetleri, Gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut yürüteceği
siyaset ve göstereceği tesir ve nüfuzla Gürcistan'ın Bolşevik ittifakına
girmesini ve Ingiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere bunlar aleyhine harekata
başlamasını sağlarsa, Türkiye Hükümeti de Emperyalist Ermeni Hükümeti'ne karşı
askeri harekat yapmayı... taahhüt eder.
3. Ilk
önce Milli Topraklarımızı işgal altında bulunduran Emperyalist kuvvetleri
atmak ve ilerde Emperyalizm aleyhine beraberce yapacağımız mücadele için
kuvvetlerimizi geliştirmek üzere, şimdilik ilk taksit olarak 5.000.000 altın
(Ruble) ve karar verilecek miktarda cephane ve sair teknik harb araçlarının ve
sıhhi malzemenin ve yalnız doğuda harekat yapacak kuvvetler için erzakın Rus
Sovyet Hükümeti'nce sağlanması lazımdır. Mali sıkıntımızı biliyorsunuz....
Gönderilecek heyet, Azerbaycan Hükümeti'yle gereken teşebbüslerde bulunarak
çok önemli olan paranın hatta borç almanın sağlanmasına çalışılması uygundur.
Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Türk
Istiklal Harbi, III. Cilt Doğu Cephesi, Gnkur. Basımevi, 1965, s. 80
01 Mayıs
1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması
...
Müsaade
buyurursanız biraz da Kilikya Cephesinden bahsedeyim: Buradan bahsederken
Elviye-i Selase diyebileceğimiz Antep, Maraş, Urfa'yı nazardan geçirebiliriz.
Efendiler!
Her
yerde olduğu gibi buraya da Mütarekename ahkamı hilafına Itilaf Kuvvetleri
girdiler ve bilahare aralarında bir itilaf yapıldı ve Ingilizler çekildi.
Antep, Maraş, Urfa'yı bütün Suriye ile beraber Fransızlara bıraktılar ve
Fransızlar burayı işgal ettiler. Bu tecavüze karşı merkez-i hükümet hiç tedbir
almadı, hatta protesto bile etmedi. Bu, cümlenizce malumdur.
Fakat
bizim kabul ettiğimiz esas programda çizdiğimiz hududun dahiline buraları da
girer. Buraların da düşmandan temizlenmesi lazımdır. Fakat aynı zamanda
muhtelif cephelerde düşmanlarımızı harbe mecbur etmemek için çatışmaya
sebebiyet vermekten de daima kaçındık. Fakat Fransızlar burayı haksız olarak
işgal ettikten sonra çok küstah davrandılar ve ahali-i Islamiyeye karşı çok
fena hareketlerde bulundular. Bu hareketleri, Fransız üniforması altında
Ermenilere yaptırdılar. Diyebiliriz ki her ne vesile ile olursa olsun bu
memlekette Ermenilerle milletimiz arasında birtakım kanlı olaylar cereyan
etmiştir. Bu iki milletin birbirine ve bilhassa Ermenilerin milletimize karşı
kuvvetli kin ve düşmanlığı vardır. Binaenaleyh, Ermenileri bize sataştırmak,
ahali-i Islamiye'ye sataştırmak bittabi yanlış bir hareketti. Çünkü,
Ermenilerin gayesi, bilhassa, himaye ve yardım gördükten sonra Kilikya'da,
Antep'te, Maraş'ta, Urfa'da, her nerede bulurlarsa ahaliyi imha etmektir.
Oralarda
bulunan zavallı kardeşlerimiz pek acı muamelelere maruz kalmışlardır. Her
türlü mukaddesatı muhafaza için hariçten, bütün milletten yardım istiyorlar.
Bu yardım istekleri na-mütenahidir. Fakat daima işitilmemiş bir halde
kalıyorlar. Maatteessüf hükümet-i merkeziye hiçbir yardım yapmamıştır. Birçok
sebep ve düşünceden dolayı aleni ve kati tedbirlere tevessül edemiyordu.
Işte
böyle, artık her taraftan ümidi kesen ve idama mahkum olduklarına şüphesi
kalmayan Kilikya ve diğer bölgeler ahalisi bizatihi muhafaza-i mevcudiyet için
ortaya atılmak mecburiyetinde kaldılar. Buralar halkına hiç olmazsa hem-civar
olan ahali-i Islamiye'nin seyirci kalmaları doğru olamazdı.
Filhakika, memleket dahilinden, bilhassa Sivas'tan büyük, vicdanlı
vatanperverler kalktılar, koştular; bu meşgul mıntıkaların hudutları içine
girdiler ve oradaki kardeşleriyle birleşerek onların namus, mukaddesat ve
mevcudiyet savaşlarında onlarla aynı safta yer aldılar.
Mücadele
devam etmektedir. Ilk müsademe Maraş'ta oldu. Ve netice haklının lehine
mütemayildir. Bunu müteakıp Urfa'da ve Silifke havalisinde müsademeler oldu.
Buralarda da biz kazandık. Antep'te yine Ermenilerin tasallut ve tezahüratı
neticesinde vukua gelen müsademe devam etmektedir.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Gizli
Celse Zabıtları, c.I, s. 7
Borak,
Sadi, a.g.e., s. 39-40.
Metel,
Raşit, a.g.e., s. 47-48.
Genel
Siyasi Durum ve Bolşeviklerle Ittifak Için Aradaki Ermenistan Engelinin
Kaldırılmasına Dair Vekiller Heyeti Kararı
15. Kol. K.lığına gönderilen şifre
Ankara,
6 Mayıs 1920
Zata
mahsus ve aceledir.
Vaziyeti
umumiyei siyasiyemiz ve Bolşeviklerle ittifak yapmak için emperyalizm
siyasetine alet olan Ermeni hükümetinin aradan çıkarılması ve imhası meselesi
bugün Vekiller Meclisinde müzakere olunarak zatı samilerine müzakere sonucunun
aşağıda olduğu gibi tebliğine karar verilmiştir.
Şöyle
ki:
1- Sulh
konferansının hakkımızda alacağı kararlar kesin olarak açıklanıncaya kadar
Itilaf Devletlerini bizimle anlaşma hazırlıkları imkanından mahrum etmeğe
dahili ve harici vaziyeti hazıramız şimdilik müsait değildir.
2-
Binaenaleyh Bolşeviklerle işbirliği şartlarımız az, çok belirmeden ve hututu
esasiyemiz tesbit ve bize temin edecekleri maddi yardım tayin edilmeden evvel
fiilen bunlarla teşriki mesai sakıncalı görüldü.
3-
Ermeni vukuatı bütün Hristiyan Dünyasını aleyhimize sevk eden sebeplerin en
mühimlerinden olduğuna göre mevcudiyeti ilk evvel tarafımızdan tasdik olunan
Ermeni hükümetini ordumuzun kuvvetiyle mahvetmek ve bittabi yeniden bir Ermeni
kırımı demek olan bu harekete bizim tarafımızdan sebebiyet verilmek az, çok
lehimize bir cereyan getiren gelişmeleri de muvakkatan fesh ve bilhassa
Amerika kamuoyunu aleyhimize çevirir ve sevkettirir ve Ingilterenin hakkımızda
tatbikini istediği tarzı harekete cümlesinin yandaş olmasını temin gibi
sakıncalı ve öldürücü bir netice doğurur. Bu gerekçeler nedeniyle ordumuzun
şimdilik Ermeni hükümetine karşı resmen ve alenen taarruz ve icrayı
muhasebattan kaçınmasını, mümkün olduğu kadar gizli şekilde Elviye-i Selasede
teşekkül eden küçük hükümetlerin milis kıtaatı takviye olunarak bunlarla
Gence'ye kadar ilerledikleri haber alınan Islam Bolşvikleri vasıtasiyle bu
taarruzun icra edilmesi daha uygun görülmüştür. Bu konudaki görüşlerinizin
ivedilikle bildirilmesi rica olunur.
Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 318-319
Büyük
Millet Meclisi'nin Islam Alemine Beyannamesi
09 Mayıs
1920
...
Adana, Maraş, Ayıntap ve Urfa gibi en eski Islam memleketleri Fransız
zabitlerinin idaresinde Ermeni kin ve öfkesine, Ermeni ruhunun yırtıcı kabalık
ve düşmanlığına yenecek, parçalanacak bir av gibi terkedildi. Hükümeti elim
bir mütareke ile silahlarından tecrid edilmiş, orduları dağıtılmış bir millet,
ana yurduna musallat olan başı boş bırakılmış ve yangıncı, yağmacı işgalcilere
karşı müdafaadan başka ne yapabilirdi. Biz bu sebeple aile ocaklarımızda eski
gazalardan yadigar kalmış silahlarımızla analarımız ve kız kardeşlerimizle
çocuklarımız ve ihtiyarlarımızla her tarafta düşmanı karşılayarak geri iten
bir halk mücadelesine başladık.
...
Büyük Millet Meclisi emriyle
Reis Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 324
Hududun
Geçilmesi Teklifi Üzerine Vekiller Heyetinin Kazım Karabekir'den Sorduğu
Hususlar
12 Mayıs
1920
15.
Kolordu Kumandanı Kazım Paşa Hazretlerine
Hududun
tecavüziyle şarktan gelen harekete iştirak hususundaki görüşleriniz Heyeti
Vekillerce büyük ehemmiyetle nazarı dikkate alındı. Heyeti Vekile kesin karar
için aşağıdaki sorular hakkındaki değerlendirmelerinize müracaatı münasip
gördü:
1- Kızıl
ordu; Ermenistan ve Gürcistan hudutlarına geldikleri halde bizim yardımımız
için henüz bir müracaatta bulunmamışlardır. Halbuki buna imkan bulabilecekleri
tahmin edilmektedir.
2-
Ermenistan'a taarruz hareketimizi Itilaf devletleri ve Amerika ilanı harp
kabul edecek ve ihtimal ki memleketin Batısından ve büyük ihtimalle
Trabzon'dan da taarruza geçeceklerdir. Bu umumi taarruza karşı şark harekatına
iştirak eden kuvvetlerimiz Batıyı korumak için ne kadar zamanda serbest
kalabileceklerdir.
Bolşeviklerin bu takdirde maddi seri yardımları ne olabilecektir.
Bolşeviklerle aramızda henüz bir anlaşma yapılmamış olduğundan yardımlarından
emin olabilir miyiz?
3-
Trabzon'a terk olunacak kuvvetin bir Ingiliz çıkarmasına karşı koyma ve
savunmaya kifayet edememesi halinde bütün memleket dahilindeki tereddüdün
aleyhimize gelişeceği değerlendiriliyor. Ermeni ve Gürcistan hudutlarına temas
eden Kızıl ordunun miktarı ne kadar tahmin edilmektedir.
4-
Heyeti Vekilenin ve hatta bir dereceye kadar Büyük Millet Meclisi'nin kararını
almadan harekete geçmek mesuliyeti mahzurunu görüyorum. Bu kararın alınmasında
harekete karşılık temin edilecek menfaatlerin bir ittifakname ile tesbit
edilmiş olduğunu ifade etmek lüzumu anlaşılmalıdır. Mevcudiyeti milliyemizi de
tehlikeye sokacak bir mahiyette olacağı açık olan San Remo kararlarının da
yakınlarda tebliği beklenmekte ve binaenaleyh Meclisce karar alınması yakındır
efendim.
Büyük Millet Meclisi Reisi
M. Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 327-328
Türk
Istiklal Harbi, Doğu Cephesi, s. 82-83
17 Mayıs
1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması
...
... Bize
suret-i hususiyede (San Remo Konferansı'ndan) gelen malumatta bir defa
Trakya'nın Çatalca hattına kadar Yunanlılara verilmesi vardı. Izmir'in
Yunanlılara verilmesi, şarktan bir kısım arazinin, Trabzon'un şarkına kadar
olan arazinin Ermenilere terki vardır....
Mustafa
Taki Efendi (Sivas): Şark hududu nerelere kadardır?
Mustafa
Kemal Paşa (Devamla): Şark hududunda deniliyor ki Trabzon'un şarkına kadar
kadar Ermenistan'a.
...
Haşim
Bey (Çorum): Paşa Hazretleri! Ermenilerin Bolşeviklerle ittifakı bizim
aleyhimizde olur. Biz onlardan evvel itilaf etsek acaba mümkün değil mi.
Bolşeviklerle ittifak etsek olmaz mı?
Paşa
Hazretleri: Efendim, ben yetişemedim. Fakat Meclis-i aliniz burada okunmuş bir
takrirle heyet-i icraiyeye bir dereceye kadar salahiyet verdi.
"Elviye-i Selasiye'ye dair sesleri".
"Salahiyeti her hususta veririz sesleri".
...
--------------------------------------------------------------------------------
Gizli
Celse Zabıtları, c.I, s. 32-33.
Bocak,
Sadi; s. 58-59.
Metel,
Raşit; s. 71-74.
Kafkas
Cephesine Dair Vekiller Heyeti Kararı
Onbeşinci Kolordu Kumandanı Kazım Paşa Hazretlerine
Zata
Mahsus
01
Haziran 1920
1- Doğu
Hareketiniz için 30 Mayıs 1920 günlü telgrafınız Bakanlar Kurulu'nda
görüşülmüş, gerekçesi incelenmiş ve askeri birliklerimizle Ermenistan
savaşının başlatılması zamanının daha geçmediğine karar verilmiştir.
Kurulumuzun bu zamanla ilgili olarak girişim ve düşüncesi aşağıda açıklanır ve
toplantıyı sürdürmekte olan Bakanlar Kurulu kararı ile bildirilir.
Birincisi: Devlet ve ulusumuzun kurtuluş ve esenliği için Batı devletlerinden
güvenli bir yardım ve adaletli davranış olmayacağı anlaşılmıştır. Ülkemizin
geleceği, Doğu sınırlarımızın Ruslara ve Islam Dünyasına dayandığı Kurulumuzca
bilinmektedir. Bu dayanışın güvenliği için önemli çalışmalar yapılacaktır.
Ikincisi: Bolşeviklerle politik olarak anlaşıp, karşılıklı ilişkiyi
belirlemeden önce kesin harekete geçmeyeceğiz. Böyle bir hareketin
Bolşeviklerce nasıl karşılanacağını bilememekteyiz. Gerçekte, Bolşeviklerin
bizden bekleyeceği en büyük çıkar, askeri hareketin kazançlarını biz kendi
elimizle onlara verdikten ve böylelikle içine düştüğümüz çıkmazdan kurtulma
olanağı kalmadığını gösterdikten sonra Bolşeviklerden bize çıkar sağlama
olanağı kalmaz, yalnızca onların uydusu ve tutsağı oluruz. Alman savaşına da
böyle girdiğimizi unutmamalıyız.
Üçüncüsü: Yalnızca askeri bakış açısından bile Ermenistan savaşını güvenli ve
başarı ile sonuçlandırmak için başka bir yerden askeri yardıma gerek olduğu
kanısındayız. Eğer Azerbaycan ve Gürcistan yönlerinden Ermeniler kuvvetle
sıkıştırılmazsa, yalnız bizim üç tümenimizle az zamanda Ermenistan
kuvvetlerini yok edinceye dek kovalayabilmek olanaklı değildir. Işte yukarda
üç ana görüşten öneriniz incelenmiştir. Bunlardan birinci madde sizinle bütün
bütüne görüş birliğimizi gösterir. Öteki maddeler askeri hareket zamanının
daha geçmediğini belirleyen temel gerekçelerdir.
2-
Kafkasya'nın politik ve askeri durumunda Kurulumuzca açıklık görülmemektedir.
Şundan ki, Bolşevik ordusunun 28 Nisan 1920'de Bakü'ye girişinden beri
Karabağ'da Azerbaycan ordusunun ve Bolşevik ordusunun yığılması ve 10 Mayıs
1920 hareketinde Ermenistan'a üç gün süreyle ültimatom verilmesi ve dahası,
Azerbaycan anlaşmasının açıklanması gibi haberler alınmış ve bunlardan şimdiye
değin bir sonuç çıkmamıştır. Bu kez de Azerbaycan'ın Gürcistan'la uzlaşmasının
Azerbaycan için güç olup olmayacağı bilinmemektedir.
Yüz bin
kişilik ordunun Bakü çevresinde ve on dört bin kişinin Zengezor'da bulunması
haberi ile Ermenilerin Islam kıyımına yönelmeleri ve komşularına karşı
zorbacasına bir durum almaları haberi arasında içerik yönü ile çelişki vardır.
Halil Paşa'nın güçlü bir ordunun komutasını bırakmayı istememesi gerekir.
Sözün kısası, Ermenistan'a karşı savaşa karar için Azerbaycan ya da Bolşevik
birliklerinin varlığını daha bilmiyoruz. Biz, özellikle Bolşevik askeri
hareketinde beklemeyi ve şimdilik Bolşevik birliklerinin Kafkas yöresinden
uzaklaştıklarını sezinliyoruz.
Son
zamanlarda Bolşeviklerin Lehlilere (Polonyalılar) Kiyef cephesinde
yenildikleri ve on beş bin tutsak verdikleri ve bu nedenle, Kafkasya'dan da
kuvvet getirmek zorunda kaldıkları belirtilmiştir. Odesa'nın sallantıda olup
olmadığı da tartışıldı. Rusya için on beş bin tutsak veren yenilgi önemli bir
anlam taşımaz ama, Kiyef ve Odesa adları askeri yenilginin durumundan çok bir
iç sarsıntıyı sezinletir. Lenin'in yerine Bresilof'un geçmesi haberinin anlamı
da anlaşılamadı. Kanıtlarımıza göre, Rusya'nın Bolşevik durumu bu yüzden
değişmeyecektir. Daha kesin kararlılıkla, kuvvet kullanmayı daha iyi sağlamak
için gelmiştir. Ama, bu değişikliklerin gelişmesini iyi saptamaya gerek
vardır. Kafkas uluslarının davranışları da Rusya'daki bu kararsızlığı
göstermektedir. Bu yüzden durum daha açıklığa kavuşmamıştır.
3. Bu
koşullar altında iç durumumuz acelecilik gerektirmemektedir. Bilinen barış
koşullarına göre, Ermenilere söz verilen Doğu illerimizi savunmak için
hazırlıklı olmak, o yöre halkına ve askerlerine karşı güçlü bir dayanaktır.
Ama, Sarıkamış'a gidecek orada bekleme durumunda kalmak, belli anlayışlara
karşı hem yapıcı gücümüz olmadığı, hem de kötülükleri kendi elimizle
getirdiğimiz biçiminde iz bırakır ve daha çok sarsıntı yapar. Mali durumumuz
ve yiyeceklerimizin Sarıkamış'ta daha iyi olacağına dair bir sebep yoktur.
Bundan başka iç durumumuzda olan düzelme ve değişikliği bilmektesiniz.
Istanbul'la doğrudan ilişkili olan çevrelere ezici yumruklar indirilmiş ve pek
önemli olan ayaklanmacıların başkanları Vatan Hainliği Yasası uyarınca
cezalandırılmıştır. Konya'da iki kez görülen ayaklanma etkin bir güce gerek
görülmeden bastırıldı.
Sivas'taki olay, Düzce-Bolu olaylarının kızışkın zamanlarında düzenlenmiş bir
olaydı. Umut bağlayanlar, bozguncu yuvasının yıkılması ile kesin yenilgiye
uğramış olacaktır. Görüntülerden de bunu sezinliyoruz. Özetle, daha ötede ve
beride karşılaşılacağı bildirilmekle birlikte, yönetimimiz sırasında
kararlılık ve etkili hareket, sürekli aydınlatma ve önlem çalışmaları ile
göğüslemeyeceğimize göre, iç durumda temel konu, subayların kesin kararına ve
inancına kesin olarak güvenilen, güvenli bir kuvvetin varlığıdır. Buralarda
böyle kuvvetler oluşturmaya çok önem veriyoruz.
4.
Delegelerimizin ulaşması, Ermenistan savaşının başlatılması için başlı başına
gerekçe olamayacağı doğal olmakla birlikte kuşkusuz pek önemlidir.
Hareketlerinin çabuklaştırılmasına rica ederiz. Delegelerimizin kılık
değiştirerek kara yolu ile Azerbaycan'a geçmesi zorunludur. Sarıkamış hareketi
onların trenle yolculuklarını güvenceleyemez. Çoğu yerinde Islam halkla
kuşatılmış geniş bir bölgeden açıklık bularak geçmeye olanak bulunabilir.
5.
Doğrudan doğruya Nuri Paşa'nın yanından ve Bakü'den geldiğini ve onun
Azerbaycan'da olduğunu bildiren efendi, bir iki güne kadar buraya gelecektir.
La Hey Ataşemiliteri Yarbay Nuri Bey'de yarın Avrupa'dan buraya geliyor.
Umduğumuz gibi gelişmeleri açıklayacak bir takım bilgiler alırsak derhal
arzedeceğiz efendim.
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 334-337
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 146-148
15.
Kolordu Komutanlığına - Erzurum
6
Haziran 1920
...
Savunma
durumumuzu düzeltmek maksadiyle, Soğanlı Geçit'lerini işgal etmek için askeri
birliklerle ilerlemek hakkındaki 4 Haziran 1920 tarihli15 nci Kolordu
Komutanlığı'nın teklifi, Bakanlar Kurulu'nca incelenerek uygun görülmüştür.
Üç
Sancak'ın işgali hakkının zamanında kullanılması Büyük Millet Meclisi
tarafından Bakanlar Kurulu'na verilmiş olduğundan, Bakanlar Kurulu (Bakanlar
Kurulu: Genelkurmay Başkanı Ismet, Bayındırlık Bakanı Ismail Fazıl, Sağlık
Bakanı Doktor Adnan, Milli Eğitim Bakanı Doktor Rıza Nur, Adalet Bakanı
Celalettin Arif ve Içişleri Bakanı Cami Beyler) bu yetkiye dayanarak yapılan
teklifin uygulanmasına karar vermiştir. Kararın siyasi yönünü idare ve ilan
şekli için lazımgelen nota ve talimat gibi kararlar ayrıca ek olarak
bildirilecektir. O zamana kadar siyasi hiçbir teşebbüste bulunmıyarak, yalnız
askeri harekata hazırlanılması ve bu harekatın ne zaman başlıyacağının
bildirilmesi rica olunur.
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.
Doğu Cephesi, s. 84
07
Haziran 1920 Meclis Konuşması
...
Efendiler; hudud-u millimiz dahilinde bulunan ve fakat mütareke hükümleri
nedeniyle kuva-yi askeriyemizin tahliye etmiş bulunduğu elviye-i selasenin
icabında tekrar işgali için heyeti aliyeniz Heyeti Icraiyeye salahiyet
vermişti. Fakat bu salahiyetin zaman-ı takdirini Heyeti Icraiyeye terk
buyurmuştunuz.
Ermeniler eski hududun ilerisinde bulunan ahali-i Islamiyeye fevkalade zulüm
ve haksızlık yapmakta ve katliam icra eylemektedir ve pek çok islamlar, pek
sefil ve perişan, şayan-ı merhamet bir halde bize iltica etmekte, muhaceret
etmektedirler. Binaenaleyh Heyeti Icraiyeye vermiş olduğunuz salahiyetin
tatbikına lüzum ve mecburiyet hasıl olacağını zannetmekteyiz. Heyeti aliyenize
şimdiden bilgi olarak arz ediyorum....
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c.I, s. 79
Ermeni
Cumhuriyetine Nota
15. Kolordu Komutanlığına - Erzurum
13/14
Haziran 1920
...
Harekata geçmeden önce tarafımızdan Ermeni Komutanlığı'na hitaben, en yakın
Ermeni askeri merkezine Türkçe bir mektup verilmesi ve bu mektuba cevap
beklenmiyerek ve karşı tedbir alınmasına vakit bırakılmayarak harekata
geçilmesi uygun görülmüştür. Mektubun benzeri aşağıda yazılıdır. Bunu
ulaştıracağınız tarihe dair sizden bilgi alır almaz Itilaf Devletleri ve
yabancı devletlere buradan tebligat yapılacaktır.
...
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
Erivan
Cumhuriyeti Askeri Komutanlığı'na
"Daha
önce harb tazminatına karşılık olarak verilmişken Brestlitovsk Antlaşmasiyle
Türkiye'ye geri verilen ve ayrıca Türkiye'ye ait olduğu Erivan Cumhuriyeti
tarafından da kabul edilmiş bulunan Üç Sancak'taki Türk halkı Ermeniler
tarafından devamlı olarak katliam edilmektedir. Ermenilerin böyle hareket
ettiklerini Avrupalılar da kabul etmektedirler. Uyruğumuz bu zulümlere karşı
devamlı olarak feryat etmekte ve yardım istemektedir. Uyruğumuzun hayatlarını
korumak maksadiyle memleketimizin parçası sayılan Üç Sancak içindeki gereken
yerleri işgal altına almak zorundayız.
Kan
akmasına meydan vermemek için hemen askeri kıtalarınızı çekmenizi,
Hükümetimden aldığım emir üzerine, bildiririm."
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.,
Doğu Cephesi, s. 92
Bursa'da
56 ncı Tümen Komutanı Albay Bekir Sami Beyefendi'ye
Ankara,
13 Haziran 1920
Aşağıdaki konuların General Gouraud'ya hemen çektirilmek üzere Brissot'ya
bildirilmesini rica ederim.
Kilikya'da ateş kesilmesinden sonra Ermenilerce Islam halkına yapılan ve
yapılmakta olan kıyım ve kırımı aşağıya alıyorum. Bu olaylar bütün Kilikya
Islam halkının olağanüstü kaynaşmasına ve duygulanmasına etken olmuştur.
Tutsakların verilmesi için yaptığımız hazırlıkların uygulanmasını
engellemiştir.
Bu
duruma çabuklukla son verilmesi için önemli girişimlerde bulunmanızı rica
ederim. Yoksa bizim istemediğimiz ve buyruğumuza aykırı olarak gelişecek
olaylardan sorumluluk alamayacağımı belirtmek isterim. Bu durumlar, düşmanlığı
bizim durdurmamıza karşın kendilerinin sürdürmekte olduğunu göstermektedir.
Acıklı
olaylar özet olarak aşağıdadır:
1.11
Haziran 1920'de sabahleyin Hacıbayram (Adana içinde) kapısındaki Islam
mahallelerine saldıran Ermeniler, Islamları zorla evlerinden çıkararak bütün
araç-gereçlerini almışlardır. Neye uğradıklarını bilmeyen Islamlar, Kahyaoğlu
Çiftliği ve Küçükdilli yolu ile kaçmak zorunda kalmışlardır.
2. 11
Haziran öğleden sonra saat üçte bu zavallı halk, Kahyaoğlu Çiftliği'ne
vardığında silahlı otuz Ermeni'den kurulu bir çetenin saldırısına uğrayarak
erkekler bir eve, çocuklarla kadınlar bir başka eve doldurulmuş, kırk üç
erkek, yirmi bir kadın ve sayısı saptanamayan çocuklar kamadan
geçirilmişlerdir. Ayrıca, dördü erkek ve on sekizi kadın olmak üzere yirmi iki
yaralı vardır. Kadınların kollarını keserek bileziklerini ve küpelerini
almışlardır.
3.
Adana'nın 10 km doğusundaki Incirli köyünde 9 Haziran 1920 günü Ermeni
çeteleri bütün köy halkını bir yere doldurup bomba ile havaya uçurmuşlardır.
4. 8-9
Haziran gecesi Ermeniler, Karaoğlan köyünde Çerkez Hasan Bey'in çobanlarından
dört kişiyi öldürmüşlerdir.
5.
Adana'nın yakınında Çotlu, Ikizce ve Gemisüren, Karaoğlan, Camili ve Herekli
köyleri ile yakınlarındaki çiftliklerin büyük hayvanları Ermenilerce alınmış
ve Karaoğlanlılardan Çerkez Hasan Bey'in beş yüz koyununu kaçırmışlar ve
kaçırma sırasında Herekli'den bir, Karaoğlan'dan altı kişiyi öldürmüşlerdir.
6. 11
Haziranda Adana'dan gelen bir tren içindeki topla Kürkçü istasyonundan Kürkçü
köyü bombardıman edilmiştir. Bu bombardımanın arkasından Ermeniler köyü
kuşatarak araç-gereçleri almışlar, ondan sonra köyü yakmışlardır.
BMM Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 153-154
Komutanlara
Ankara,
16 Haziran 1920
1.
Fransızlar Ateşkes için yapılan sözleşmeye uymamıştır ve uymamaktadır.
Anlaşmadaki amaçlarının, tutsaklarını kurtarmak ve yapacakları saldırı
hazırlıklarını yürütmek için süre kazanmak olduğu kesinleşmiştir. Ateşkes'ten
sonra büyük memurlar ve ileri gelenlerle suçsuz Islamları tutuklamayı
sürdürmeleri, Islam halkını Ermenilerle kırmaları ve verdiğimiz tutsaklara
karşılık, aynı sayıda tutsak vermemeleri nedeni ile, anlaşmayı çiğnemişlerdir.
Kendilerine bildirmemize gerek kalmamak üzere 18/19 Haziran 1920 gece yarısı
bütün Fransız cephesinde yeniden ateş başlayacaktır. ...
2. 12
nci, 13 ncü Kolordu Komutanlıklarına, Antep Ulusal Kuvvetler Komutanı Recep
Bey'e ve bilgi için Kaymakam irfan ve Binbaşı Şemsettin Beylere
bildirilmiştir.
BMM Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c.II, s. 154-155
Bursa'da
56 ncı Tümen Komutanı Bekir Sami Beyefendiye
Ankara,
17 Haziran 1920
Komutan
Brissot'ya aşağıdaki Fransızca telgrafı ivedilikle bildirmenizi rica ederim.
Eki: 1.
(Fransızca telgraf)
BMM
Başkanı
Mustafa Kemal
Komutan
Brissot (Briso) Aracılığı ile Ekselans General Gouraud'ya
Saldırıların sona erdirilmesi için yapılan anlaşmaya Fransızlar uymadılar.
Bizim, düşmanlığa son vermemize karşın, Fransızlarca üst düzey yöneticileri ve
dahası çok sayıda suçsuz Müslümanların tutuklanmasına gidildi. Tutuklanan
kişileri bize geri vermediler. Tersine, başka yere götürüldüler. Tarsus ve
Adana bölgelerinde Müslüman köyler suçsuz yere toplu ölüm ve yakılıp yok
edilmeye karşı karşıya bırakıldılar. Bu aşırılıklar kesilmedi. Öte yandan
bizim saldırıları durduruşumuzdan bir yeri daha işgal ettiler. Bu,
sunduklarıma dayanarak, saldırganlığın durdurulmasını öngören kendileriyle
yaptığımız anlaşmanın buyruklarını öncelikle Fransızların çiğnediğini size
iletirim.
Mustafa Kemal
Türkiye Milli Hükümeti ve
BMM Başkanı
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 155-156
Doğu
Cephesi Komutanlığına - Erzurum
20
Haziran 1920
Bakanlar
Kurulu'nca Çiçerin'in mektubu incelenmiş ve 23 Haziran 1920'de tarafımızdan
harekat yapılması kararlaştırıldığı hakkındaki telgrafınız da alınmıştır.
Bakanlar Kurulu, kararlaştırılan hareketin kesin olarak geri bırakılmasına ve
yolda bulunduğu haber verilen Bolşevik heyetiyle temas edilmesine karar
vermiştir.
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.
Doğu Cephesi, s. 94
1920_06_20_03
Sovyet
Rusya Dışişleri Komiserine Verilen Cevap
20
Haziran 1920
Rusya
Sovyet Cumhuriyeti Umuru Hariciye Ahali Komiseri Efendiye
Rusya Sovyet Cumhuriyeti umuru Hariciye Ahali Komiserliğinin 3 Haziran 920
tarihiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyasetine hitaben gönderdiği mektubun
mealine memnuniyetle muttali olduk. Cevaplarımızı aşağıda sunmaktan şeref
duyarız.
...
2- ... Ermenistan ve Acemistanla hudutlarımızı tayin için Rusya Sovyet
Cumhuriyetinin aracılığını memnuniyetle kabul ve müzakeratı siyasiye ile
müşkilatı mevcudenin halli yolunu tercih ederiz.
3- Ancak komşularımızın gayrı kabili itiraz bir surette Türk olan araziyi
tahrip ve ahaliyi katliam ettiklerinden ve Garp Emperyalistlerine has olan
usullerde sun'i kitleler ve ekseriyetler vücuda getirmekte olduklarından
şiddetle üzülüyor ve yakınıyoruz. Buna nihayet verecek acil tedbirlerden olmak
üzere elviyei selase dahilinde bazı yerleri işgal için harekatı askeriye
icrasına karar vermek zorunda kalmış iken mektubunuz üzerine harekatı
erteledik. ... Ahalimiz aleyhine Ermenilerin tecavuzatının durdurulmasını ve
aracılık için ileri sürülecektekliflerin ivedilikle bildirilmesini rica
ederiz.
Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
-Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 338
1920_06_20_1
Batı
Adana Kuvayi Milliye Komutanı Sinan Beye
20
Haziran 1920
...
... Adana Cephesinin 41 nci Tümen komutanı emrine verilmesi üzerine gönderilen
telgrafnamenizi büyük bir hayret ve teessüfle aldım. Ermenilerin zulüm yapmaya
başlamaları ile husule gelen şu karışık zamanlarda kişisel duygulara kapılarak
vatanın askeri savunma harekat ve tertiplerini zedelemek şimdiye kadar Adana
bölgesini savunmak için elde edilen bunca üstün çalışma ve başarıları yok
ederek, düşmanlarımızın yapmak istedikleri fenalıktan daha büyük bir fenalık
doğuracaktır. Bunu takdir edeceğinizi biliyorum. Derhal itaatla bağlı
bulunduğunuz 41 nci Tümen Komutanlığından alacağınız emirleri iyi
karşılamanızı ve vazifeye devam eyleminizi isterim. Aksi takdirde
hareketlerinizi vatana ihanet kabul ederek ona göre işlem yapacağımı kesin
olarak bilmenizi ve şimdiye kadar geçen hizmetlerinizi ve üstün durumunuzu alt
üst edecek böyle bir hareketten sakınmanızı hatırlatır ve tavsiye ederim. Bu
gibi hareketler bir asker için en büyük kusurdur. Bu yersiz ve aşırı
hareketlerden sizi kati surette menederim.
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Türk
Istiklal Harbi IV, 3 Cilt, Güney Cephesi, Gnkur. Basımevi 1966, s. 160
3 Temmuz
1920 Meclis Gizli Oturum Konuşması
...
Efendim, Sovyet Cumhuriyeti ile öteden beri takip ettiğimiz temasın neticesini
arzedeceğim:...
Malumaliniz Rusya Bolşevik II. Ordusu Bakü'ye gelmişti ve Azerbaycanlılar
bunları iyi karşıladılar. Ermeni ve Gürcistan hududuna temas ettiler. Biz bir
an evvel Bolşevik Ruslariyle teması çabuklaştırmak lüzumunu hissettik. Fakat
ondan çok evvel, yani daha Erzurum'da bulunduğumuz sıralarda bu hususla
iştigal edilmişti ve suret-i mahsusada bazı arkadaşlarımızı memuren
göndermiştik. Fakat aylar geçti, gönderdiğimiz heyetten maddi bir cevap almaya
imkan bulamadık.
Binaenaleyh ikinci defa olmak üzere ve Bolşevik kuvvetleri Ermenilerle temas
etmiş bir haldeyken Bolşevik Cumhuriyeti'nin bize yapacağı yardım ve diğer
konulara dair olan vaziyetini anlamak lazım geliyordu. Yine bir heyet
gönderdik. Gönderdiğimiz bu heyetin eline de benim imzam ile bir mektup
verilmiştir. Bu mektup özet olarak şu noktaları ihtiva ediyordu:
Bir
defa, onların gayesini biz nasıl görüyoruz? Bunu anlattık. Emperyalist
hükümetler aleyhine harekat ve onların tahakküm ve esareti altında bulunan
insanların kurtarılması ve bu nokta-i nazardan Bolşevik Ruslariyle ortak
harekatı kabul ederiz. Ve yine demiştik ki: Birleşebilmemiz için siz
Gürcistan'ı kuvvetle uyararak tarafsız bırakırsınız ve bizim Ermenilere karşı
hareket etmemiz lazım ise, sizin mesainize iştirak etmek ve Ermenilere karşı
bu hareketi yapmak ve bundan sonra da yapacağınız bütün harekatta size yardım
edeceğiz. Maksadımız, vatanımızda müstakil olarak yaşamaktır; her şeyden evvel
gayemiz budur.
...
... Bizim kabul etmiş olduğumuz prensipler nazar-ı tetkikten geçirilecek
olursa Rus Sovyet Cumhuriyeti bazı şeyleri tabii buluyor. Mesela,
Ermenistan'daki insanların kendi mukadderatını kendi reyleriyle tayin ve
tespit etmeleri. Erivan Cumhuriyeti'ni tesis ve teşkil eden Ermenilerin
müstakil olmalarını ve bu hususta arzuları her ne ise zaten kabul
etmişizdir....
Suret-i
umumiyede prensip şudur ki: Hudud-i milli olarak çizdiğimiz daire dahilinde
yaşayan ve çeşitli Islam unsurlar yekdiğerine karşı ırki, muhiti, ahlaki bütün
hukukuna riayetkar öz kardeşlerdir.
...
... Bolşeviklere Azerbaycan'da muhalifler vardı. Onlar bir karşıt hareket
yaptılar. Azerbaycan'da bizim kendi arkadaşlarımız vardı. O arkadaşlarımıza
Ingilizler dediler ki:
"Bolşeviklerle muharebe ediniz. Türkiye bizimle anlaştı."
Orada bulunan arkadaşlarımız da ellerindeki kuvveti çarptırdılar ve tabii
mağlup oldular. Mağlup olduktan sonra biz de işittik. Haber gönderdik, filan
ettik.
Halbuki Bolşeviklerle bu muharebe başlayınca ahali-i Islamiyenin katline
başlanıldı. Ermeniler bundan istifade etti ve hudutlarda bulunan ahali-i
Islamiye de bundan istifade etti ve Olti taraflarında taarruza geçtiler. Fakat
birkaç günden beri bu yanlışlığın bir dereceye kadar düzeltildiğini görüyoruz.
...
Aynı zamanda Ermeni Cumhuriyeti ile münasebat-ı siyasiyeye giriştik.
Kendilerinin bu taarruzlarını protesto ettik ve biz, hakikati söyledik. Onlar
kabul etmediler.
...
Eskişehir'de imalathanede Ermeni olduğundan bahsedildi. Bunları mutlaka atmak
taraftarıyız. Fakat, Rum, Ermenileri atmakla bütün makineler duruyor. Böyle
bir zaruret yüzünden onları değiştirmek mümkün olamıyor.
... Biz, Ermenilerle ve Bolşeviklerle anlaşmadan, Ermenilerin tecavüzünden,
Erzurum'u filanın istila etmesinden korkuyoruz. Şark hududumuz tamamen emniyet
altında görüldükten sonra orda bulunan kuvvetin heyet-i umumiyesine inşallah
ihtiyaç kalmaz. Fakat ihtiyaç kalırsa istenilen yere sevkolunur. Nitekim, bazı
yerlerden Ermeniler tecavüz ettiler, müdafaa yapıldı ve atıldı. Ihtimal, Şarkı
kurtarmaya çalışırken Garpten de yeni bir darbeye uğrarız.
Başta
Ingilizler olmak üzere sulh şartlarını bize tatbik etmek için Yunan ordusunu
icra vasıtası olarak sevkediyorlar ve kullanıyorlar. Fakat, asıl taarruzu
yapan Istanbul'daki Ferit Paşa ve hükümetidir.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Gizli
Celse Zabıtları, c.I, s. 72-74
Borak,
Sadi; s. 77-81
Metel,
Raşit; s. 103-108.
Moskova'da Bekir Sami Beyefendi'ye
26
Temmuz 1920
...
Ingilizler'in teşvikiyle Ermeniler'in, Kızılordu ile birliklerimiz arasındaki
teması, Gerus'ta kestiklerini ve Şahtahtı'nı işgal ettiklerini, Doğu
Ordumuz'un karşı hareketten sakındığını ve Ermeni meselesi hakkındaki hal
şeklinin ivedi ve barış yolu ile sonuca erdirilmesini ve o zamana kadar
Ermeniler hareketlerini durdurmayıpta Emperyalist şekilde olup bittiye devam
ettikleri takdirde beraberce askeri harekatın kararlaştırılması gerektiğini,
durumun Rus Sovyet Cumhuriyeti'ne açıklanması ile alınacak karşılığın süratle
bildirilmesini....
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.,
Doğu Cephesi, s. 124
Doğu
Cephesi Komutanlığına - Erzurum
10
Ağustos 1920
"Büyük
Millet Meclisi'nin, Doğu Cephesi'nin son günlerdeki karışık askeri ve siyasi
durumu hakkında Bakanlar Kurulu'nca bilgi istenildiği için, özellikle Bolşevik
kıtalariyle olan temas ve münasebetlerimizin mahiyeti ve Ermeniler'in durumu
ile Gürcüler'in Batum taraflarındaki en son vaziyetleri hakkında Meclis'te
açıklama yapılmak üzere, 24 saat içinde, makine başında bilgi verilmesini ...
Büyük Millet Meclisi Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.,
Doğu Cephesi, s. 135
14
Ağustos 1920 Bir Soru Önergesi Üzerine Meclis Konuşması
...
Arkadaşlarımızın aydınlanmak istedikleri noktaları bir daha hatırlatmak
maksadiyle (soru önergesini) aynen okuyacağım:
Büyük Millet Meclisi Riyaseti Celilesine,
Şu günlerde Şark Cephesinde, bilhassa Erzurum hudutlarında Ermenilerle
Gürcülerin fazla faaliyetinin gözle görüldüğü hatta Gürcüler Erzurum'un şimal
hudutlarına ve Ermenilerin de şark hudutlarında şiddetle taarruz ettikleri ve
bu meyanda bilhassa Olti'nin de işgal edildiği istihbar ediliyor.
Diğer
taraftan islam bolşevik ordusunun öncüleri de Erzurum'a geldiği söyleniyor.
Şark cephesinde kuvvetlerimizin Ermeni ve Gürcülerin taarruzunu def'e değil,
hatta taarruz ederek bütün memleketlerini istilaya kaadir bulunduğuna kaniiz.
Acaba orada bulunan kuvvetlerimizin mukabele etmemesi siyasi bir sebepten mi
ileri gelmektedir? Bu muğlak mesele hakkında her halde hükümetin bize acilen
izahat vererek aydınlatmasını talebederiz.
2
Ağustos 1920
Erzurum
Erzurum
Erzurum
Olti
Durak
Süleyman Necati
Hüseyin Avni
Yasin
Efendiler; bu suali soran arkadaşlarımızın cidden hakkı vardır. ...
30 Mayıs ve 4 Haziran tarihlerinde Şark Cephesi Kumandanı tarafından Heyeti
Vekileye bir teklif vaki olmuştur. Teklif şu idi: Evvela: Erzurum'da bulunan
heyeti murahhasamızın Kars-Bakü üzerinden tirenle serian Moskova'ya
gidebilmesini temin için. Sonra: Ermenistan dahilinde ahali-i Islamiyeye icra
edilmekte olan katliamı durdurmak için. Daha sonra: Ermenilerin ilk fırsatta
Erzurum'u dahi ellerine geçirmek için faaliyet ve teşebbüsatta
bulunacaklarından, Ermeni ordusuna karşı hakim ve müsait bir vaziyet-i asliye
almak için zaten Brestlitovsk ve Batum muahedeleri ile bizim olan Elviye-i
Selase dahilindeki Sarıkamış, Soğanlı dağlarını ve Soğanlı dağlarının
geçitlerini işgal etmek faydalı olacağı bildiriliyordu. Bu üç sebepten
bilhassa sonuncusu Heyeti Vekilece de tetkik olundu ve muvafık görüldü. Zaten
Meclisi alimiz Elviye-i Selase'nin zamanında, zaman-ı münasibinde işgali
salahiyetini Heyeti Vekileye vermiş olduğundan buna istinaden kumandanın
teklifini kabul etti. Binaenaleyh, 6 Haziran tarihinde Şark Ordumuzun
harekat-ı askeriye icrası için hazırlanmasını emrettik. ... 16 Haziran'da,
daha önce tarafımızdan Moskova'ya gönderilmiş olan murahhaslarımızdan birisi
memleketimize döndü. Bu zat, cümlemizce malum olan Sovyet Cumhuriyeti Hariciye
Nazırı (Çiçerin)in mektubunu getirdi. ... Rusya Sovyet Cumhuriyeti Hariciye
Nazırının, hükümetleri namına Meclisi alinize, Meclisi aliniz riyasetine
hitaben yazmış olduğu mektup burada okunmuştu. Hatırlanırsa denmişti ki;
Ermenistan, Acemistan ve Türkiye hudutlarının tesbitinde Rus Sovyet
Hükümetinin aracılığıyla meselenin siyaseten halli mümkündür. ...
Ve bu
izahata nazaran herhalde bizim Ermenilere ... taarruz etmemizi Rus Hükümeti
Cumhuriyesi arzu etmiyordu, muvafık görmüyordu. Fakat biz, Elviye-i Selase
dahilinde bulunan her hangi bir noktayı işgal etmek demek, Ermenistan'a
taarruz demek olamıyacağından, zaten karar vermiş olduğumuz harekat-ı askeriye
hakkında bir muhalefet görmedik ve bunun üzerine Şark Ordusu Kumandanına
harekat-ı askeriyeye devam etmesini ve çabuklaştırmasını emrettik. Fakat
bundan birkaç gün sonra idi ki yeni gelen resmi bir haberde Rusya Hükümetinin
bir heyeti sefareti nezdimize gelmek üzere Kars üzerinden tirenle hali
harekette bulunduğu anlaşılıyordu. Bunun üzerine bu gelecek olan heyeti
sefaretle zaten Erzurum'da bulunmakta olan heyeti murahhasamızın mülakatını
mütaakıp harekete başlamak üzere, hareketin tevkifini emrettik ki bu yirmi
haziranda idi efendim, bu sebepten dolayı 20 haziranda Şark Ordumuzun
harekat-ı taarruziyesini durdurmuş olduk. Bu arz ettiğim mesele şark vaziyet-i
umumiyesi içinde ve Türkiye'nin, Bolşevik Hükümetiyle olan münasebat-ı
umumiyesinde ufak bir parça, bir safhadır. Bunu daha iyi açıklamak için ve
esasen vaziyeti de teyidetmek için baştan başlıyarak vaziyeti daha geniş bir
daire dahilinde izah edeceğim:
...
Efendiler; Şark aleminin bilakayd-ü şart sahibi, mutassarıfı olmak emelini
mağrur kafalarına sokmuş olan Itilaf Devletleri, kendi hayat ve
mevcudiyetlerinin devam ve bekasının, bu anlayışta ve bu tasarrufta olduğunu
pek güzel takdir etmişlerdir. ... Başta Ingilizler olmak üzere, bütün Itilaf
Devletleri, bir taraftan tekmil kullanabildikleri vasıta ve kuvvetlerle bizi
mahvetmek, bizi ezmek için çalıştıkları bir sırada, diğer taraftan da bütün
ezilen ulusları kurtarmak için çalışan Bolşeviklerin, mazlum milletimize el
uzatmaması için yine servetlerini kuvvet ve kudretlerini sarfederek
uğraşmışlardır.
Fakat
Bolşevik Cumhuriyeti, hem kendi hayat ve mevcudiyetlerinin ehemmiyetini
artırmak, hem de Itilaf Devletlerinin pençe-i zulmünden kurtuldukları
takdirde, alemşümul olan inkılabın gayelerini elde etmek için kendilerine en
kuvvetli, en kudretli bir muavin ve yandaş olacak milletimizin dostluk ve
birliği tutmak için teşebbüsat-ı fiiliyede bulunmuştur. Yaptığı teşebbüs
Efendiler; onuncu ve on birinci ordularını doğrudan doğruya Kafkasya'ya, Şark
Cephesine tahsis etmek oldu. Bu ordular, bizim yol göstericiliğimiz, tesirimiz
ve hizmetimiz sayesinde kolaylıkla Şimali Kafkasya'yı geçtiler ve Azerbaycan'a
dahil oldular ve Azerbaycanlılar da gelen orduları kemali sükunetle kabul
ettiler. Bu ordular bir taraftan Ermenistan ve Gürcistan hudutlarında
lazımgelen tedbirleri ve vaziyet-i askeriyeyi aldılar. Diğer taraftan da
maddeten bizimle tesis-i irtibata giriştiler - ki bu mayıs aylarında idi-. Tam
bu sırada idi ki; Lehistan'da cereyan eden ahval, vakayi ve hadisat gittikçe
Bolşeviklerin aleyhine olarak gelişmişti ve Bolşevik Hükümeti mümkün olduğu
kadar çok kuvveti Lehistan cephesine sevketmek mecburiyetinde idi. ...
Binaenaleyh Kafkasya'da Ermenilere, Gürcülere ve heyeti umumiyeye karşı maddi
kuvvetleri azaldı ve zayıf bulundu ... ve bizim hududumuzu aynı tarihlerde
gözden geçirelim.
Ermeniler; Kızıl ordunun büyük kısmının bu havaliden uzaklaşmasından ve
Azerilerin kızıl ordu aleyhine isyan etmesinden ve bizim hareketimizin siyasi
sebepten dolayı durdurulmasından istifade ederek, derhal on dokuz haziran
tarihinde, bir iki kolla Oltu Şurası aleyhine, diğer bir kısım kuvvetleriyle
de Zengisar Şurası aleyhine taarruz harekatına başladılar. ... Ermenilerin bu
hareketi üzerine henüz o civarda bulunan Hariciye Vekilimiz tarafından
Ermenistan Hariciye Nezaretine ve keza Şark Ordumuz Kumandanı tarafından
Ermenistan ordusu kumandanına lazımgelen siyasi teşebbüsler yapılmakla beraber
Erzurum ve havalisinde zaten toplanmış ve her an harekete hazır bulunan
ordumuz bazı tedbirler almak mecburiyetini hissetti. Ermeniler Oltu Şurası
dahilinde Tuzla civarına kadar olan mahalleri işgale muvaffak olabilmişlerdir.
Bittabi Oltu Şurasının milli kuvvetleri, bu Ermeni taarruzunu durduracak kadar
kuvvetli değildi. ... Aras'ın güneyine çekilmiş olan milli kuvvetlerle...
Zengisar'a ve gerekse Oltu'ya karşı hareket eden Ermeni kuvvetleri durduruldu.
Bugün durdurulmuş durumdadır.. Binaenaleyh önergenin bir noktasına cevap
vermiş oluyorum. Taarruz eden Ermeni kuvvetlerine karşı büyük ve kahredici
hareket yapmadık ve henüz yapmıyoruz. Fakat vuku bulan Ermeni taarruzları
tevkif edilmiştir. ... Bundan sonra ağustosun onunda Ermeniler zırhlı
tirenlerden istifade ederek Erivan ve Çulfa şimendiferleri boyunca kuzeyden
güneyedoğru ilerlemeğe başladılar. Bu ilerliyen Ermeni kuvvetleri karşısında
bizim hududu geçmiş ufak bir müfreze halinde düzgün kuvvetlerimiz vardı. Bu
müfrezeyi üstün düşman karşısında ezdirmemek için Aras'ın güneyine ve batısına
geçmek üzere emir verildi ve bu kuvvet de aldığı emir ve talimat dairesinde
Ermenilerle ciddi muharebeyi kabul etmeksizin Aras'ın güneyine gelmiştir ve
bunu neticesi olarak, hududun yine öteki tarafında olan Şahtahtı yirmi
temmuzda Ermeniler tarafından işgal edildi. ... 1 Ağustos tarihinde Rus
Bolşevik Hükümetinin Kızıl ordusuyle Büyük Millet Meclisi'nin ordusu
Nahcivan'da birbiriyle maddeten birleşmiş oldu (alkışlar) oraya giden
kuvvetlerimiz, kızıl kuvvetler tarafından özel merasim ve fevkalade saygıyla
ile kabul edilmişlerdir.
...
Efendiler; bütün bu tafsilatı tekrar özetlemek etmek lazım gelirse şu
noktalara işaret koymak istiyorum: Anlaşılıyor ki Bolşevik Hükümeti bizimle
irtibat ve temas yapmak için fiilen teşebbüsatta bulunmuştur. Ordu
göndermiştir. Ikincisi; vaziyetin bir iki aydan beri şarkta kendi haline
bırakılmış, muğlak kalmış olması Lehistan vaziyetinden ileri gelmiş oluyor.
Lehistan'a kuvvet gitmiş olmasiyle Ermenilerin, Gürcülerin, Azerilerin
mahalli, muhalif ve muarız hareketleri buna sebebiyet vermiş olur. Üçüncüsü;
bütün bunlara rağmen, burada kalan kızıl kuvvetlerin zaıfına rağmen
Azerilerin, Gürcülerin, Ermenilerin mukavemet ve taarruzuna rağmen yine
Kızılordu yol, vasıta buluyor ve imkan buluyor Nahcivan'a kadar gelip bizimle
teması arıyor ve buluyor. Bu üç nokta; müşterek düşmanları binnetice
mağlubetmek için azmetmiş olan iki milletin, iki hükümetin münasebatı
atiyesinin de arzu edildiği veçhile olacağına dair bir güven verebilir. Hususi
bir nokta-i nazardan da Ermenilerin bütün mütecaviz hareketleri durdurularak
onlara daima hakim bulunduğumuz görülüyor.
...
Efendiler Bolşevikler, siyasi ve hatta içtimai nokta-i nazardan - çünkü
bilirsiniz ki garp ve Amerika amelesi nezdinde Ermeniler mazlum
tanıttırılmışlardır - Ermenilere atfı ehemmiyet etmişlerdir. Himayekar bir
siyaset takibeder görünmüşlerdir. Fakat bugün bu Ermeniler onlara dahi
nankörlük etmiştir. Onların kuvvetine dahi fiilen tecavüz etmiştir (kahrolsun
sadaları). Pek ziyade ümit edilir ve beklenir ki, bu defa Bolşevik Cumhuriyeti
artık bu küstah milletin haddini tanıtmak için sert ve kesin kararını
verecektir ve pek ziyade intizar olunur ki, Lehistan muvaffakıyatını mütaakıp
Bolşevikler bizim ile maddeten vücude getirdikleri ilişkiyi
geliştireceklerdir.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. I, s. 94-101
Moskova'daki Murahhas Heyetinden Gelen Rapor
Ankara,
16 Eylül 1920
Garp
Cephesi Kumandanı Ali Fuat Paşa Hazretlerine
1-Moskova'daki heyeti murahhasamızdan gelen 13 Ağustos tarihli ilk raporlarda
Lenin ve Çiçerin'le müteaddit mülakatlardan bizim mesai ve mücadelemize
teveccühten ve silah ve malzeme hususunda yardımdan bahsolunmuştur.
Anlaşıldığına göre Bolşeviklerin harekat planı evvelemirde Lehistan mağlup ve
sonra Kırımda bulunan Varangeli imha etmek esasına dayanıyormuş ve herhalde o
zamana kadar harekatı umumiyeye girişmek kararında değillermiş. Ermenilere
memleketimizden arazi verilmesi lüzumundan bahsolunmuştur. Heyetimiz Rusların
malzemece fakir ve işi görüşmelerle uzatmaya eğilimli olduğunu zikretmekle
beraber, bizimle ittifakı tamme akdedemiyeceklerine dair henüz kat'i delil
karşısında bulunmadıklarını bildirmişler ve bir taraftan para, silah ve
cephanenin sevkolunması için uzun müddet imkan aranılarak nihayet denizden
dahi nakliyata çalışacaklarını ilave etmişlerdir. Ermenistanla 10 Ağustos'ta
yaptıkları antlaşmada, (Şahtahtı-Culfa) şimendifer hattını Ermenilere
terketmişler ve Azerbaycan'ın ve bizim heyetimizin protestolarına karşı yanlış
olduğunu sözlü ifade ederek kararlarında henüz değişiklik yapmamışlardır.
...
2- Halil Paşa, Nahcivana vasıl olduktan sonra Kızıl Ordu ile Ermeniler
arasında çarpışma vaki oldu. Halil Paşa'dan alınan malumata nazaran kızıl
kumandanlar, Ermenilerin mezaliminden ve tecavüzünden pek ziyade rencide
oldukları Ağustos nihayetlerine doğru bir Ermenistan seferini emri vaki yapmak
üzere yığınak ve hazırlıkta bulundukları bildiriliyordu. Gerçekten yakın
emareler belirdi. Fakat nihayeti gelmedi, bilakis Çulfa hattının Ermenilere
teslimi lüzumuna dair olan karar tekrar ve teyit olunmağa başlamıştır.
...
5- Biz bu durum üzerine öncelikle memleketi elimizde muhafaza ve ne ıslahat
lazım ise hükümet vasıtasiyle yaparak anarşi ve inkılap suretiyle Rus
tabiiyetine mani olmak ve Moskova'daki heyeti murahhasamızın müzakeresi müsbet
veya menfi bir neticeye varması için acele etmek, Ruslar ne yardım edeceklerse
miktarına bakmıyarak kabul etme, Ermenilerle müsait bir muharebe vermek ve
Azerbaycanla fiziki teması emri vaki yapmak için Rusların oluruna bağlı
hareket etmemek kararlarını ve talimatlarını verdik. Heyetten aldığımız yeni
bir raporda sözleşmeden bahsolunmaktadır. Buna göre Van, Bitlis ve Muş
taraflarında Ermenilere terki arazi mevzuubahs olduğu görülmektedir.
...
7- Buraya kadar olan olayları bu maddede özetlemek ve tekrar etmek isterim.
Ermeni davası gerek Garp ve gerek Rus milletleri nezdinde kuvvetlidir.
Hristiyanlık namına vukua gelecek tecavüzatın Garp ve Şarktan hoş
görülemiyeceği muhakkaktır.
...
Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 348-351
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları c.III, s. 186-188
Doğu
Cephesi Komutanlığına - Erzurum
20 Eylül
1920
...
1. Doğu Ordumuz hemen, Kars genel istikametinde taarruz edecektir. Harekat
birinci devrede, Kağızman-Novo Selim - Merdenek hattına kadar
ilerletilecektir. Bununla beraber bu hat, kesin olmayıp durum elverişli olduğu
takdirde taarruza başlangıçtan itibaren daha doğuya doğru da devam
edilmelidir. Asıl maksat; Ermeni Silahlı Kuvvetleri'ni imha etmektir. Bunun
için, taarruzun baskınla başlaması lazımdır ve Ermeniler'e daha önceden
herhangi bir şekilde duyurmaktan kesin olarak sakınılmalıdır. Silahsız
Ermeniler aleyhinde her türlü tecavüzden kesin olarak kaçınılacaktır.
...
3. Esası, Büyük Millet Meclisi'nce kararlaştırılmış olan bu kararname,
Bakanlar Kurulu'nca kabul olunmuş ve Genelkurmay Başkanlığı kanaliyle, Doğu
Cephesi Komutanlığı'na bildirilmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.,
Doğu Cephesi, s. 146
Bakanlar
Kurulu Kararı
Ankara,
7 Ekim 1920
Doğu
Cephesi Komutanlığına
1.
Ermenilere karşı kazanılan Sarıkamış başarısı, sağladığı askeri ve ekonomik
yararlardan başka Doğudaki politik durumu da yararımıza geliştirecek
düzeydedir. ...
2. Kars önünde toplanmış olan Ermeni silahlı kuvvetlerinin büyük çoğunluğu yok
edilebilir. Bu sonucun alınması ile Kars'ın işgali askeri durumumuzu köklü
olarak düzeltir ve yalnız başına Gürcüleri ilerideki hareketten alıkoyacak bir
etki yapabilir.
Politik
duruma gelince: Bu kesin vuruş, Ermenilerle aramızdaki düşmanlığın gerek
doğrudan doğruya ve gerekse Bolşeviklerin aracılığı ile barış yolundan çözüm
olanağını hazırlayabileceği yönüyle de yararlı olacaktır. Gerçekte, Ermeni
hareketinde politik amaç, Ermeni sorununun çözümü için Rusları ve Ermenileri
sıkı görüşmeye sürüklemek olup ve bu sonucun bizim çaba ve baskılarımızla
alınabileceği deneyimlerle ortaya çıkmıştır. Ancak, Kars'ta Ermenilerin
yığdıkları kuvvetlerle savaşımız; güç, insan ve gereç olarak çok özveri
gerektirmektedir. Askeri ve politik genel durumumuzsa, sonu kuşkulu sonuca
şimdilik elverişli değildir.
3. Bundan dolayı Bakanlar Kurulu Doğu Cephesi Komutanının, askeri durumun
ortaya koyacağı olanaklardan yararlanmak yolu ile hareketi uzatmada yetkili
olmasına karar vermiştir.
BMM Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
T.I.H.
Doğu Cephesi, s. 303
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 196-197
Van,
Bitlis'in Ermenilere Bırakılmayacağına, Muahedeyi Imzaya Yetkili Olduğuna Dair
Moskova'da Bekir Sami Beye Gönderilen Şifreli Talimat
16 Ekim
1920
...
Içeriğinin yararları ve maksatları taraflarca pek iyi karşılanan söz konusu
maddelerin kesin kabulü için Van ve Bitlis vilayetlerinden bir kıt'ayı
muayyenenin ayrılarak Ermenilere terki hususunun şart kılınmış olması
keyfiyeti, Ankara hükümetini emperyalizm ve kapitalizme karşı çetin bir
mücadeleye iştiraki hasebiyle şimdiye değin kendisine bir müttefiki tabii
addetmekte haklı bulunduğu Rusya Şuralar Cumhuriyetinin bu bahisteki
samimiyeti efkar ve hissiyatından haklı olarak şüpheye düşürdü.
...
... Büyük Millet Meclisi ve gerek onun emniyet ve itimadını haiz bulunan
Heyeti Vekillenin, coğrafi, askeri ve iktisadi hiçbir prensip ile kabili izah
ve telif olmayan anılan teklifi her ne bahasına olursa olsun kabul edemiyeceği
bir keyfiyettir.
Van ve Bitlis vilayetlerinin ecnebi ve bitaraf erbabı tetkik tarafından tertip
edilmiş ve her tarafta muteber addedilmekte bulunmuş olan istatistiklere
nazaran, gerek mazide ve gerek halihazırda bir Ermeni ekseriyetini ihtiva
etmediği sabit ve bilakis o havalide ehli islamın pek kaahir bir ekseriyeti
haiz bulunduğu malum bir keyfiyet iken, böyle bir Ermeni ekalliyetine ana
vatandan ayrılacak bir kıtayı arazinin terki talebi Sovyet Sosyalist Şuralar
Cumhuriyetinden gelse dahi emperyalist bir fikrin mahsulü olmak şaibesinden
hiçbir veçhile kurtulamaz ve hiçbir tevil ile kabul olunamaz.
...
.. Bölünme kabul etmeyen memleketin bir parçasından her ne maksat ve zaruretle
olursa olsun, Ankara hükümeti milliyesince feragat edilmesi halinde, bu
hükümetin de birkaç büyük vilayetimizi şarkta, şimalde ve cenupta Ermenilere
ve Yunanlılara bila mucip terketmek suretiyle nazarı millette ilelebet mel'un
ve menfur kalan Istanbul hükümetinden mantıkan da hiçbir farkı kalamıyacağı ve
böyle bir halin tahakkukunda bütün Anadolu halkının Ankara hükümetinden
emniyet ve itimadı külliyen çekeceği muhtacı izah bile değildir.
...
Binaenaleyh, Heyeti Vekile uzun tetkiki hal ve vaziyetten sonra aşağıda iki
maddede topladığı karşı cevabını aracılığınızla Çiçeri'ne tebliğine karar
vermiştir.
Madde 1- Van ve Bitlis vilayetlerine müteallik olarak evvel ve ahir yerli ve
ecnebi erbabı tetkik tarafından tanzim edilmiş olan istatistiklere nazaran
Ermeniler mezkur vilayetlerde oranın Islam ahalisine nisbetle hiçbir zaman
çoğunluk olamamışlardır. Binaenaleyh muayyen bir kıt'ayı arazinin bir azınlığa
terkini istemek emperyalist bir fikri mahsus ile hareketten başka bir şey
değildir. Ankara hükümeti milliyesi emperyalizme karşı müdafaa ve mücadele
kasdı ile teşekkül etmiş bir hükümet olduğundan Emperyalizmin ünlü yönteminden
olan böyle bir talep ve iddiayı kabul edememek zorunluluğundadır.
Madde 2- Ankara hükümeti milliyesi Türkiye'den hicret etmiş olan Osmanlı
Ermenilerinin hicretten önce sakin bulundukları mahallere dönmelerine engel
olmamayı ve bu suretle gelecek ahaliye ülkedeki diğer azınlıklara temin edilen
hukuk, tamamen uygulamayı cümlei vezaifinden addeyler.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 355-357
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları c.II, s. 198-200
Barış
Delegeleri Hamit ve Necati Beyefendilere
23 Kasım
1920
Ermenilerle görüşmelerimizde hiçbir yerin karışması ve aracılığı söz konusu
olmamalıdır. Özellikle Ermenilere vekil olarak ve onları korumak amacı ile işe
karışmak isteyenlere karşı aracılık kabul etmediğimizi açıklayabilirsiniz.
Haklarımızdan en küçük özveriye yanaşmayacağımız kesindir. Kazım Karabekir
Paşa Hazretleri'ne Dışişlerinden bu konuda gerekli bilgiler verilmiştir
efendim.
TBMM Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Onar,
Mustafa; Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c .II, T.C. Kültür Bakanlığı,
Ankara-1995, s. 207.
Atatürk'ün Milli Dış Politikası, T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara 1994, s. 180.
Ermenistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkanlığı'na
Ankara,
29 Kasım 1920
Ohan
Canyan kabinesinin çekilmesi üzerine Ermeni parlamentosu kararı ile yeni
kabineyi kurmaya görevlendirildiğinizi bildiren ve komşu ülkelerle dostça
ilişki sürdürme dileğiyle arzulu yeni hükümetin, Gümrü'de başlayan barış
görüşmelerini karşılıklı haklar ve karşılıklı çıkarlara yatkınlığınızı
açıklayarak gönderdiğiniz telgrafı sevinçle aldım. Iki komşu ulus arasında
yeniden barış kurmak ve barışık olmak için en iyi duygularla başlattığınız ilk
girişimle de tanıtlandığı üzere TBMM Hükümetinin gerek Ermenistan ve gerek
öteki komşu ülkeler için aynı duyguları beslediğini bu yolla da doğrulama
olanağı bulduğumdan dolayı övünürüm.
Gümrü'de
başlayan barış görüşmelerinin iki ulus için karşılıklı güvenlik ilkesine
dayalı bir barış ve bolluk dönemi getirecek bir sonuca ulaşması bizce de pek
uygun ve gerekli olduğuna kuşku duyulmayacağı umudu ile Ermenistan'ı artık
zararlı dış etkilerden korumaya yönelik yurtseverce çalışmalarınızda kesin
başarılar dilerim.
TBMM Başkanı
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları, c. II, s. 208
Atatürk'ün Milli Dış Politikası, s. 184
Doğu
Cephesi Komutanlığı'na
Ankara,
30 Kasım 1920
Bakü'de
Türkiye Temsilcisi Memduh Şevket Bey'e.
Tiflis'te Türkiye Temsilcisi Kazım Bey'e
Her
yerden gelen haberlerden anlaşıldığı gibi Ingilizler Bolşeviklerle bizim ve
Islam ülkelerinin arasını açmak için bütün yollara başvurmaktadırlar. Bunu
başardıkları zaman her ki topluluğu ayrı ayrı ezebileceklerini umuyorlar. Bu
amaçla çıkarılan söylentiler arasında Ingilizlerce Azerbaycan'ın bize
verilmesine karşılık Kafkasya'da Bolşeviklere karşı cephe açacağımız gibi buna
benzer daha birtakım uydurmalar vardır. Çıkarılmakta olan bu tür söylentileri
elinizdeki bütün araçlardan yararlanarak hemen ve kesin bir dille yalanlamaya
yetkili ve görevlisiniz.
Ingiliz, Fransız ve Italyanlarca ne doğrudan, ne de Istanbul'da iktidara
getirdikleri hükümet aracılığı ile bize bir barış önerisi verilmemiştir. Bu
tür söylentileri çıkaran bilinen hükümetlerin paralı propagandacılarıdır. Bu
söylentiler, belki de Adana'da Fransızların her sıkışınca dinlenmek ve yeni
güç toplayabilmek için zaman kazanmak amacı ile anlaşma istemelerinden ve bu
amaçla birkaç kişiyi kıyılarımıza göndermelerinden kaynaklanmaktadır. Ama, bu
tür eylemlerin hepsine yanıtımız, yalnızca Fransızların yurdumuzdan çekip
gitmelerini istemektir. Öte yandan kendilerine Ankara Hükümetinin temsilcisi
ya da delegesi süsünü veren, bizce bilinmeyen kimseler Istanbul'da Ingiliz ve
Fransızlarla görüşüp aralarında kararlar almaktadırlar. Bu görüşmeleri,
ustalığı bilinen Ingiliz propagandası her yere yayarak Ruslarla aramızı açmak
istiyor.
Konu bu olup Türk ulusunun kendi varlığına saldırmış olan emperyalistlerle
ortak davranabileceğini yaymayı başaran Ingiliz oyuncularına şaşmamak elden
gelmez.
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları c. II, s. 210-211.
Atatürk'ün Milli Dış Politikası, s. 188-189
Doğu
Cephesi Komutanlığına
Ankara,
1 Aralık 1920
30.11.1920 Gün ve 472 Sayılı telgrafımızda belirtildiği gibi Moskova elçisi
Fuat Paşa'ya verilen direktifin özeti Rus ve Azerbaycan yetkilileri ile
görüşmenizde yararlı olur düşüncesi ile aşağıda sunulmuştur. Birer örneğini
Memduh Şevket (Bakü Temsilcimiz) ve Kazım (Tiflis Temsilcimiz) Beylere
ulaştırmanız ayrıca dilenir efendim.
1. Rusya ile yapılmasına çalışılıp maddeleri delegelerce karşılıklı parafe
edilen dostluk anlaşması onaylansın onaylanmasın Türkiye ile Rusya arasındaki
iyi komşuluk ilişkilerinin güçlendirilmesine özen gösterilmesi.
2. Anılan anlaşmanın Van ve Bitlis sorunu çözülmek koşulu ile onaylanmasına
çalışılacaktır.
Van ve Bitlis'in bırakılmasını Ankara Hükümetinin kabul edememesindeki
nedenler aşağıdadır:
Birincisi: Ankara Hükümetinin oluş ve kuruluşu Ulusal Sınırlar (Misak-ı Milli)
içerisindeki toprakların korunması ve bu topraklarda bulunan halka politik ve
ekonomik bağımsızlığın sağlanmasıdır. Bu uğurda bu denli yoğun uğraşlara
girişmiş olan Hükümetimiz böyle bir dönüş yaptığında hemen devrilir ve iktidar
Istanbul'daki Ingilizlerce korunanlara geçer. Bu durumun gerçekleşmesinde
Ingiltere Halifelik gücünü istediği gibi kullanmakta ve o güçle gerek
Kafkasya, gerek Orta Asya Müslümanlarını kendi emperyalist amaçları uğrunda ve
Bolşevikliğe karşı kullanmakta bağımsız kalır.
Ikincisi: Ermeniler Van ve Bitlis'i ele geçirince, Irak'taki Ingilizlerle
birleşeceklerinden dolayı bütün Yakındoğu'da Ingilizlerin yeri çok sağlamlık
kazanacaktır.
...
9. Rum, Ermeni gibi Batı emperyalistlerinin hizmetçisi olan uluslarla, bu
çabalarında direndikleri sürece anlaşma olanağımız yoktur.
10. Yunanistan ancak Türk çoğunluğunun yerleşik bulunduğu Izmir ve Trakya'dan
ve Ingiliz köleliğinden vazgeçtiği zaman bizimle dost olabilir.
...
13. Azerbaycan'ın bütünü ile ve kesin olarak bağımsız bir devlet olmasından
yanayız ve bunun gerçekleştirmek için Rusları gücendirmemek ve
kuşkulandırmamak koşulu ile gerekli çalışmalarda bulunulacaktır. Bu konuda
ülkenin petrol gibi kendi ekonomik kaynaklarına sahip olması için yine aynı
koşulla çalışılacaktır. Rusların Azerbaycan'da yapacakları uygulamanın bütün
Islam Topluluğunca Bolşevikleri tartmak için bir ölçü olacağının Ruslara
anlatılmasına çalışılacaktır.
Kafkasya sorununun sınır, ulaşım vs. gibi sorunlarının çözümünde hep
Azerbaycan'ın ve Kuzey Kafkasya çıkarlarının özellikle gözönüne alınmasına
özen gösterilebileceği gibi 10.08.1920'de Ruslar ve Ermeniler arasında yapılan
anlaşmada Azerbaycan'a zarar verecek maddelerin kaldırılmasına çalışılacak ve
her ulusun egemenliğine kavuşması kuralına dayanarak, Karabağ vs. gibi Türk
çoğunluğunun yerleşik olduğu yerlerin Azerbaycan'a bağlanması sağlanacaktır.
Mustafa Kemal
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları c. II, s. 211-215.
Atatürk'ün Milli Dış Politikası, s. 202-206.
Sovyet
Dış Işleri Komiseri Çiçerin'e Nota
27
Aralık 1920
Hariciye
Vekaleti
No: 714
Nottur
(Teklifleri 25.12.1920)
Bay
Komiser,
Türkiye'ye dönen Bekir Sami Bey'in bize Kars'dan bildirdiği raporda, öncelikle
aranızda yapmış olduğunuz konuşma hikaye edilmektedir. Bu konuşma etrafında
verdiği malumattan, Van ve Muş Vilayetlerimizin zararına olarak Ermenistan'ın
büyütülmesinin gerçekleşmemesi halinde kendi beyanatınıza göre komünist
prensipleriyle belirgin bir muhalefet teşkil eden ve Rus Hükümetini Batı
proleteryası muvacehesinde kötü bir duruma sokacak olan, büyütülme talebinizi
hayret ve şaşkınlıkla okuduk.
Kazım Karabekir Paşa'yla yoldaş Mediavani arasında geçen görüşmelerde bunun
gibi bir arazi terkinin bundan böyle bahis konusu olamayacağını resmen beyan
etmiş ve bu karşılıklı kabulleniş bizim bütün siyasi veçhemize esas teşkil
etmişti.
Şimdiki durumun vahametine binaen, Sovyet Hükümetinin selahiyattar iki
temsilcisinin beyanatı arasındaki bu gözle görülen tezadın mümkün olan en kısa
müddet içinde ortadan kaldırılmasını sizden ısrarla rica ediyoruz.
Bu mesele süratle açıklığa kavuşmazsa, kooperasyon ve işberaberliği
etrafındaki bütün projelerimiz maksatsız kalacak ve hatta Bakü Konferansı bile
faydasız olacaktır.
Gerek Türk Milleti, gerek Garb Emperyalizmi tarafından haksızlık ve sömürü
içinde bulundurulan Şark milletleri önünde aldığı mesuliyeti müdrik olan
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, beşeriyetin müstakbel kaderinin belki
delegelerimiz arasında başlayacak görüşmelerde bir karara bağlanacağı bir
zamanda size en büyük açık sözlülükle bu meseledeki görüşünü bildirmeyi
ehemmiyetli bulur.
...
II. Söz konusu vilayetlerin Ermenistan'a terki milletlerin kendi kaderlerini
kendilerinin tayin etmesi prensibini ihlal edeceği ve bu noktada yerli ahali
ile Ermeni işgalcileri arasında bir sürü çatışmaların kaynağı olacağı
düşüncesindeyiz.
Kars,
Olti ve Ilh... Türk ahalisine karşı yapılan Ermeni vahşetlerini durdurmak için
o kadar zahmet çekmiş olan Türkiye'nin kendi arazisi üzerinde iskan edilmiş
olan kendi vatandaşlarını istekleri hilafına Ermenilere teslim edemeyeceği
açıktır, çünkü sizin talebinizin hedef tuttuğu bölgeler ahalisinin takınacağı
tavır hakkında hiçbir şüpheye mahal yoktur. Sebebsiz olarak Ermenistan'a
terkedilmiş olan Nahçıvan, Karabağ ve ilh... oturanlarının şiddetli
protestoları bu hususda çok karakteristiktir. Bu bedbahtları başka yere
nakletmeyi ve boş bir memleketi Ermeni kolonizasyonuna bırakmayı aklımızdan
bile geçiremeyiz, çünkü böyle bir şey Mezopotamya'da bulunan Ingilizlerin
büyük yararınadır ve memleketimizde dahili harb açmakla denktir.
III.
Ayrıca bize karşı ileri sürülebilecek tarihi delilleri de peşin olarak red ve
çürütmek isteriz. Hadise herkesin bildiği gibidir ve gerek Rus gerek Garb
istatistikleri bu hususda kanıt olarak yeterlidir. Birkaç asırdan beri Şark
Vilayetlerimizin hiçbir kısmında hiçbir vakit bir Ermeni çoğunluğu olmamıştır.
Ve Çarlık idaresi veya Garb emperyalistleri tarafından teşvik edilen Türk ve
Ermeni halklarının girişmiş oldukları kanlı mücadeleler bir tarafa olduğu
kadar, öteki tarafa da can kaybına malolmuştur. 1917'de Rusların çekilmesinden
sonra Ermeni çetelerinin Şark vilayetlerimizi ne halde bıraktıkları bunun kafi
derecede bir ispatıdır.
IV. Ermenilerin komünist haline geldiklerine inanmıyoruz. Bunun, Ingiliz
yardımından mahrum kaldıktan sonra Rus desteğine nail olmağa mahsus bir
komedya olduğunu düşünüyoruz. Bu şartlar içinde Ermenistan'ı Mezopotamya'da
yerleşmiş Ingilizlere yaklaştıracak surette uzatmak, Moskova ve Ankara
hükümetlerine pek çok nahoş sürprizler yaratmak demek olur.
V. Diğer taraftan bir milletin, samimi de olsa komünizmi kabulünün, bu millete
Türk arazisinden hediye suretiyle mükafatlandırılmasını kabul edemeyiz. Bu
arazinin ahalisi kendisine zorla kabul ettirilecek bir boyunduruktan zaten
nefret etmektedir. Böyle bir fiilin, insan haklarına aykırılığı dolayısıyla
komünist prensiplerine karşı olduğunu düşünüyoruz. Talebinize hiçbir suretle
muvafakat edemiyeceğimizin sebeblerini yukarıda izah ettikten sonra bütün
vazifelerimizin aksine olarak, bu nokta üzerinde olur vermemizin neticesinin
ne olacağını izah edelim:
1. Tek
sebeb-i hikmeti Türk Milletinin iradesini temsil etmekten Istanbul Meclis-i
Mebusanında akdedilen Misak-ı Milli tarafından 1920 Ocağında tesbit edilen
hududlar dahilindeki vatanın dokunulmazlığını riayet ettirmekten ve
memleketimizin siyasi ve iktisadi istiklalini temin etmekten ibaret olan
Hükümetimiz: Otoritesini bütün Anadolu'ya uzatacak olan Ingiltere'nin ve
oyuncağı olan Istanbul Hükümetinin yararına kaçınılmaz bir şekilde
düşürülecektir.
2. Halifeliğin dini prestiji ve Ingiltere'nin maddi desteği üzerine dayanan bu
hükümet, bir ay evvel teşekkülünden bu kadar korkmuş olduğunuz Kafkasya anti
bolşevist cephesini kaçınılmaz bir surette teşkil edecektir.
3. Orta Asya'da Rusya'dan memnun olmayan bütün kimseler, Istanbul'dan gelen ve
Ankara Hükümetinin ortadan kalkmasından sonra Türk Milletini temsil kisvesine
bürünecek olanlar tarafından desteklerini Ingiliz Emperyalizmine vermeye davet
edileceklerdir.
4. Ahalisi müslüman olan Ingiliz müstemlekelerindeki bütün gayrimemnunlar aynı
aracılar tarafından biraz hafifletilecek olan Ingiliz boyunduruğuna arzı
teslimiyet etmeye ve desteklerini anti-bolşevist bir haçlı seferine vermeye
davet edileceklerdir.
Bu açık izahattan sonra müşterek davamıza bu kadar zararlı bir mesele üzerinde
artık ısrar etmeyeceğiniz ümidi içinde, memnuniyet verici bir cevabınızı
bekler ve saygılarımın kabulünü rica ederim bay Komiser.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Hükümeti Hariciye Vekili
-----------------------------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Milli Dış Politikası, c. I, T.C. Kültür Bakanlığı, Ankara-1994, s.
242-245
Açıklama: Belgedeki imza Atatürk'e ait olmamasına rağmen, içerik Atatürk'ün
görüşleri olduğu için çalışmaya dahil edilmiştir
03 Ocak
1921 Meclis Konuşması
...
Biz
Ermenileri mağlup ettikten sonra ileri sürdüğümüz koşullardan biri de
kendilerinden muayyen miktarda silah almak idi. Bu silahların bir miktarını
aldık, geri kalan miktarını dahi talep etmekte bulunuyoruz... Biz Ermenilerden
üç nedenle silah talep ettik. Birincisi Ermenilerin henüz rengi, mahiyeti ve
maksatları tamamen ortaya çıkmış değildir. Dolayısıyla böyle renksiz bir
milletin elinde silahı bulundukça yakınında bulunanlara daima zarar verir.
Binaenaleyh biz zarar görebiliriz. Diğer taraftan karşılıklı ortak
çıkarlarımız olduğunu söylediğimiz Ruslar dahi zarar görebilirler. Binaenaleyh
tarafların menfaatini temin için Ermenilerin ellerinden silahlarını almak
lazımdır. Bunun için silahlarını istedik ve istiyoruz. Ikincisi Ermeniler
iddia olunduğu gibi komünist olmuşlarsa kendilerinin silaha ihtiyacı
kalmamıştır. O halde silahsızlandırma koşullarını tatbik etmekte hiçbir mazhur
yoktur.
Üçüncüsü, her gün ordularımızı kuvvetlendirmekteyiz. Binaenaleyh silaha
ihtiyacımız vardır. Galibiyetimizin mukabil hakkı olmak üzere Ermenilerin
elinde bulunan fazla silahları istiyoruz. Binaenaleyh hükümet bu dakikaya
kadar bu nokta-i nazarından sapmış değildir. Yani Ermenilere silahlarını
terketmiş veyahut terk teklifine karşı muvafakat etmiş değildir. Yalnız Rusya
Bolşevik Hükümeti komünist yapmak istediği Ermenilere cemile göstermek
arzusunu gösterdiğinden ve bu da o meyanda görüldüğünden bize aksetmiş bir
mesele haline girdi. Ve komünist olmuş Ermenilerin elinde silah bulunmaktan
bir mazhur doğacağı zikredildikten sonra bize muhtaç olabileceğimiz silahları
Ermenilerin ellerinden almak suretiyle değil, Moskova'dan karşılanması
imkanından da bahsolunuyor. Bir de silahlar komünist olmıyan Ermenilerin
ellerindedir. Fakat bunlar komünist olanların aleyhinde kullanılacağından bu
silahları komünist olmıyanların elinden almak ve komünist olanların eline
vermek cihetini Ruslar tercih etmektedir. Bütün bu vaziyetler düşünülecek
olursa meselenin suret- i katiyede halli bizim çekindiğimiz noktaların
tanzimine ve bizim muhtaç olduğumuz menfaatlerin teminine taalluk eder. Eğer
Ruslarla olan münasebatımızın netayici bütün bu korktuğumuz ve korkmadığımız
noktalara tekabül ederse bittabi mesele o vakit mevzuubahis olur, yoksa bugün
değişmiş hiçbir mesele yoktur. Müsamaha edilmiş bir husus da mevcut değildir
efendim.
Hüseyin Avni Bey (Ezurum) - Beyler, bendeniz Ermenilerin silahlısından değil,
silahsızından korkuyorum. Yani Ermenilerin silahlısı olan Taşnaklardır. Onlar
silahla karşımıza çıktığı zaman daima onları silahla ezecek kuvvete malikiz.
... Ermeniler kurnaz bir millettir. ... Ermenilerin samimiyetine katiyen
güvenmeyiz. Katiyen itimadımız yoktur. Onların bugün memleketimizin Şark
Cephesinde muzır bir vaziyet almakta olduklarına kaniim. Bunun çaresini
hükümetten istirham ediyorum.
...
... Ermeniler hileci bir millettir ve bu vesile ile bizi içimizden yıkar. Yeni
bir tehlike, yeni bir safha açılabilir. ...
Mustafa Kemal Paşa (Ankara) - Efendim Hüseyin Avni Bey'in Ermeniler hakkındaki
buyurduğu tamamen doğrudur. Ve biz Ruslarla bu meseleyi mevzuubahis ederken
onları da bu hakikate icra etmek için teşebbüsatta bulunmaktayız. Tamamen
hakları vardır.
..
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c.I, s. 134-137
17 Ocak
1921 Ünited Telgraph Muhabirine Demeç
...
S - Türk Ermeni meselesinin halli hususundaki vaziyetiniz nedir? Bu hususta
Amerika'nın ara buluculuğunu kabul buyuracak mısınız?
C - Ermenilerle aramızda milletlerin bizzat tayin-i mukadderat etmeleri
esasına dayanan imzalanmış bir barış antlaşması ve aramızda dostane ilişkiler
vardır.
S - Yakın zamanda Türklerin Ermenilerle katliam yaptıkları hakkında neşredilen
haberler doğru mudur?
C - Türkler tarafından Ermeniler aleyhinde katliam, uydurulmuş rivayetler ve
daha önce yayılmış bir takım yalan ve iftiralardan ibarettir. Bunların
kat'iyyen doğru olmadığına emniyet edebilirsiniz. Bu hakikatın
belgelendirilmesi için tarafsız heyetlerin memleketimizde kemal-i serbesti ile
icra-yı tahkikat eylemelerini memnuniyetle kabul ederiz. Bu meseleye dair
Ermenistan'daki Yakın Doğu Amerika yardım heyetleri tarafından verilen en son
raporların okunmasını tavsiye eyleriz.
S - Türklere Ermeniler tarafından katliam yapılmış mıdır?
C - Türk ahali hakkında Ermeniler tarafından yapılan mezalim ve katliam ki
Ermenistan üzerine ordularımız tarafından ihtiyar edilen harekatı zaruri
kılmıştır. Gayet geniş mikyasta vaki'dir. Buna dair vesaik-i kat'iyeye
malikiz; bu vesaik suretlerini size ayrıca verdireceğim.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c.III, s. 23
Amerikalı Gazeteciye Cevapları
Muhabirin Yazılı Gönderdiği Soruları
26 Şubat
1921
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine,
...
6.
Muharebe devam ettiği müddetçe hükümetinizin Anadolu’daki Rumlara ve
Ermenilere karşı meslek-i hareketiniz nedir?
7.
Harb-ı umumi esnasında yapıldığı mütemadiyen ağızlarda dolaşan Ermeni ...
tehciri hakkında hükümetinizin resmi nokta-ı nazarı nedir?
8.
Ermeniler ve Rumlar tarafından Türklere karşı vukuu rivayet edilen katliam
hakkında ne gibi malumat verebilirsiniz?
...
13.
Sovyet Ermenistanı ile münasebatınız nedir?
14.
Cemiyet-i akvam hakkında fikriniz nedir?
Clarence
K. Streit
Public
Ledger - Philadelphia
Mustafa
Kemal’in Cevapları
...
6.
Müslim ve gayri müslim Türk vatandaşları arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz.
Böylece Rumların ve Ermenilerin düşmanla birlikte vatana hıyanette
bulunmadıkları müddetçe endişe edecekleri bir husus yoktur.
7.
Düşmanca ithamda bulunanların sürdürdükleri büyük mübalağalar dışında
Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:
Rus
ordusu 1915’de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman
Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni komitesi, askeri birliklerimizin
gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme
üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş
arasında kalmış gibi görüyorduk. Ikmal ve yaralı konvoylarımız acımasız
şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk
köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.
Bu
cinayetleri işleyen ve saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan
çeteler, silah cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh
zamanından beri kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan
bilistifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak
oldukları Ermeni köylerinden yapıyorlardı.
Ingiltere’nin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak Irlanda’ya reva
gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni
ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı
haklı bir ithamda bulunamaz.
Bize
karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve
bunlardan ekserisi şayet Itilaf Devletleri bizi tekrar harb etmeye zorlamasa
idi evlerine dönmüş olurlardı.
8. Gerek
Umumi Harp sırasında gerek mütarekeden sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından
müslüman ahaliye yapılan mezalim üzerinde durmak uzun bir hikaye olur.
Brest-Littowsk Muahedesinin akdini müteakip Rusların Şark vilayetlerimizi
tahliyeye başladıkları sırada Ermeni çetelerinin yapmış oldukları katliam ve
tahribat kafi derecede herkesin malumudur.
Sivas’ta
benle görüşmüş olan, bilahare bu bölgeleri ziyaret eden ve buralarda Ermeni
çetelerinin davranışları hususunda mufassal müşahadelerde bulunarak daha sonra
kendisine bu konuda anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu bana yazmış
bulunan Amerikan Generali Harbord Amerikan Umumi ekfarının kendisinden faydalı
bilgi temin edebileceği bir şahidimizdir. Taşnaklar daha sonra da Kars ve Olti
bölgelerinde Alexandropol (Gümrü) Antlaşmasının akdine kadar cinayetlerine
devam etmişlerdir.
Yunanlılara gelince Izmir’in işgali sırasında öyle cinayetler işlemişler ki,
Yunanistan’ın müttefiki Itilaf Devletleri tarafından teşkil edilmiş bulunan
“Itilaf Devletleri Tahkikat Komisyonu” üyeleri bile, 1919 Sonbaharında bu
vilayeti baştan başa katettikten sonra hazırladıkları raporda, Yunan makamları
aleyhinde son derece ağır tenkitlerde bulunmuşlardır.
Yunanlıların işgal ettiği bölgede her yaş ve cinsiyetten onbinlerce Türk
katledilmiş, bütün büyükbaş hayvanlar Yunanistan’a götürülmüş ve bölgeden
yüzlerce bedbaht göçmen bölgemize itilerek bir çaresizliğe duçar edilmiştir.
...
13.
Ermenistan birkaç günden beri tekrar Taşnakların eline düşmüştür. Alexandrapol
(Gümrü) Muahedenamesini samimiyetle tatbik mevkiine koyacak her Ermeni
Hükümeti dostluğumuza güvenebilir.
Milyonlarca Türk’ü binlerce Ermeni’nin hakimiyetine terketmeye kalkışan Wilson
projesi sadece gülünçtür.
14.
Halen Cemiyet-i Akvam sanırım Ingiltere’nin elinde kullandığı diğer bir
vasıtadır.
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk’ün Milli Dış Politikası, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1994,
c.1, s. 259-2
01 Mart
1921 Meclis Ikici Yasama Yılını Açış Konuşması
...
Efendiler,
Hatırlatmak isterim ki, kararlılık ve inancımızı sarsmak için, içte meydana
getirilen üzücü olaylar henüz sürerken, düşmanlarımız da dıştan baskı ve
acımasız kışkırtmalara bir an bile ara vermiyorlardı. Batıda Yunanlılar ve
güneyde Fransızlarla onların silahlandırdığı ve bize karşı kışkırttığı
Ermeniler ve doğuda Ermenistan Ermenileri memleketimizin ele geçirdikleri
yörelerinde ve işgal edilen sınır ve cepheler çevresinde Müslüman halka
çeşitli zulümler uyguluyor ve katliam yapıyorlardı. Yunanlılar, birçok
kuvvetlerimizin iç ayaklanmalarla uğraştığı ve aslında henüz düzenli milli
ordumuzun kurulmadığı bir sırada, yerel kuvvetlerle savunulan batı
cephelerimize saldırdılar. Bu savaşların maddi sonuçları üzücü olmakla
birlikte, milleti daha güçlü bir inançla savunma cesareti verdiğinden çok
yararlı sayılmalıdır. Doğrusu, ateşkesten sonra düşmanlarımız tarafından
silahları alınarak ve sayıları azaltılarak eritilen orduları az zamanda
neredeyse baştan kurduk, yeniledik, donattık, giydirdik. Bu gün her cephede
üstün bir biçimde savaşan ve vatan savunmasının ne demek olduğunu tam
anlamıyla bilen ordularımız vardır. (Alkışlar) Bu ordular sayesinde Doğuda
Ermenistan zaferini kazandık. (Alkışlar) Doğu ordumuzun etkili durumu bize
milli tutsaklığımızın önemli bir nedenini oluşturan Kars, Ardahan ve Artvin'in
geri alınmasını sağladı (Alkışlar)
...
Dış
politikamızda, milletin yararına gerekli bulunan esasları içine alan tamamen
bağımsız ve bağlantısız bir politika izleyeceğiz. (Alkışlar) Meclisimiz ve
Meclisimizin hükümeti cenkçi ve maceraperest olmaktan uzaktır. Tam tersine
barış ve esenliği tercih eder. Özellikle insani, medeni amaçların ortamının
oluşmasına son derece taraftardır. Işte bu esaslar içinde gerek Doğu ve gerek
Batı devletleri ile daima iyi ilişkiler ve dostluk bağları aramaktayız. ...
...
Ermenistan ve Gürcistan ile aramızdaki ilişkilerin de yakında düzeleceğini ve
milli yararlarımıza uygun bir şekle ulaşacağını ümit ederiz. ...
...
...
Milletimiz, Istanbul'da padişahın huzurlarında toplanan Saltanat Meclisinde
ayağa kalkılarak alınan karara dayanılarak Istanbul hükümetinin kabul ettiği
Sevres Antlaşmasının altındaki idam kararının yok etme niteliğini anladı. ...
...Geçen
yılın bize getirdikleri en büyük yıkım ve uğursuzluk Sevres Antlaşması idi.
Efendiler,
Düşmanların bütün bir yıllık çabalarına karşılık sonuçta, bu gün Sevres
Antlaşması hükümleri fiilen ve hükmen yoktur. (Sürekli ve şiddetli alkışlar).
...
Efendiler,
Bu
sonuca, 1918 ateşkes antlaşmalarını yenik olarak imzalamış uluslar arasında,
uyguladığı politikanın ileri görüşlülüğü ve silahlarının kuvveti sayesinde,
ancak Türkiye ulaşabilmiştir.
...
Düşmanlarımız, işgal ettikleri ülkemizde her çeşit savunma araçlarından
arındırılmış olan vatandaşlarımıza karşı bu güne kadar aralıksız yıkma, yağma,
öldürme, sürgüne gönderme gibi zulüm ve haksızlıklarını sürdürmeye devam
ettikleri halde, Büyük Millet Meclisi hükümetinizin bölgesi içinde kalan bütün
Müslüman olmayan unsurlar, kanunlarımızın ve silahlarımızın koruması altında,
korkusuzca, güven içinde yaşamaktadır. (Islamiyet gereği ve insanlığımızdan
sesleri).
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün TBMM'ni Açış Konuşmaları, s. 53-61
ASD, C.
I, s. 175-183
Roma'da
Papa Onbeşinci Benoit Hazretlerine
12 Mart
1921
...
Anadolu'da sâkin Ermenilerin ve Rumların hükümet ve emirlerine milli işlere
muhalefetleri vukubulmadıkça her türlü tecavüzden masum ve tamamen mesut ve
müreffeh bir hayata mazhariyetleri öteden beri kabul edilmiş bir esas idi.
Kilikya ve havalisinde ve şark hududumuz haricindeki resmi ve gayriresmi
Ermeni kuvvetlerinin dindaş ve ırkdaşlarımıza karşı vukubulan tecavüzatı
cinayetkaraneleri karşısında dahi memleketimizde yaşayan sâkin hristiyanların
her türlü taarruzdan masuniyetlerini temin eylemeyi pek mühim bir vazifei
medeniye telakki eyledik ve Anadolu'nun alemi harici ile temasının kesik
olduğu bugünlerde menafii aliyei vataniyeyi istihdaf eyliyen tedabir meyanında
hristiyan ahalinin muhafazai selameti lüzumunu bütün makamata bildirdik.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün Tamim, Telgraf, s. 372)
Yeni
Seçim Dolayısıyla Trabzonlulara Bildiri
21 Nisan
1923
...
Trabzon
sahilden Ingiliz ve Yunan toplarına, dahilden Pontus cereyanlarının öldürücü
karışıklıklarına Şark'tan dini ve milli akidelerimizle hiçbir şekilde
uyuşmayan fikir dalgalarına maruz bulunuyor ve nihayet o güzel şehriniz ve o
eşsiz doğaya sahip olan güzel vilayetiniz, sarayların ve saray hadimlerinin
kabul ettikleri bir anlaşma ile Ermenistan'a bahşediliyordu.
Gazi
Mustafa Kemal
...
--------------------------------------------------------------------------------
Hakimiyeti Milliye, 4. sene, No: 788, 12 Nisan 1923'ten aktaran: Güner Zekai;
Kabataş, Orhan; Milli Mücadele Dönemi Beyannameleri ve Basını, Atatürk Kültür
Mrk. Yayını, Ankara-1990, s. 37
01 Mart
1922 Meclis Üçüncü Yasama Yılını Açış Konuşması
...
Efendiler,
Bu yıl
dış ilişkilerimiz sonuçlarına göre, bizce hayırlı birçok güzel olayla doludur.
...
Rus
Şuralar Cumhuriyetiyle mevcut ilişkilerimiz ve iyi bağlarımız bu geçirdiğimiz
yıl içinde, kusursuz bir şekilde gelişmeye devam etmiştir. (Alkışlar) 16
Martta Moskova'da bir dostluk anlaşması imzaladık. ...
Türkiye-Rusya anlaşması, Rusya'nın müttefiki olan diğer devletlerle yaptığımız
mutlu antlaşmaların birincisidir.
Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Sovyet Cumhuriyetleriyle Moskova
antlaşmasının esasları içinde, Kars'ta 13 Ekim tarihli antlaşmayı imzaladık.
Bu
antlaşma, Doğuda hukuki bir biçim alan fiili durumumuza Sevr Antlaşmasının
uygulanamaz olduğunu gösteren bir olaydır. (Şiddetli alkışlar)
Ermeni
sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya
kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars
antlaşması ile, en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış oldu. (Alkışlar)
Yüzyıllardan beri dostluk içinde yaşayan iki çalışkan halkın iyi ilişkileri
memnuniyetle yeniden kuruldu.
...
Kars
Antlaşması hükümlerine göre, antlaşmayı yapan taraflar arasında ticari ve
ekonomik ilişkilerin kurulması ve bir konsolosluk antlaşmasının imzalanması
için, Tiflis'e bir kurul gönderdik. Bu kurul halen Azerbaycan, Gürcistan ve
Ermenistan cumhuriyetlerinin delegeleri ile görüşme yapmaktadır. Tarafların
yararına uygun kararlar kabul edilerek, görüşmelerin yakında iyi bir şekilde
sona ereceğini ümit etmekteyim.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün TBMM'ni Açış Konuşmaları, s. 65-90.
ASD. c.
I, s. 236-259
01 Mart
1923 Meclis Dördüncü Yasama Yılı Açış Konuşması
...
Rus
Şuralar Cumhuriyetiyle Moskova Antlaşması hükümleri içinde dostluk
ilişkilerimizi güçlendirmek ve her iki ulusun yürürlükteki kanunlarının
uygunluğu oranında ekonomik ilişkilerimizi ilerletmek Doğu politikamızın
temelidir. (Tabii, tabii sesleri) ...
...
Komşularımız Kafkas cumhuriyetlerine gelince:
Bildiğiniz gibi, Kars Antlaşması ile aramızda bulunan dostça ilişkiler
komşuluğu sağlamlaştırmış ve kuvvetlendirmiş ve yine Kars Antlaşması
hükümlerine göre, Tiflis'e gönderdiğimiz delegeler kurulu, Kafkas
Cumhuriyetleriyle konsolosluk, adli yardım, posta ve telgraf, demiryolları
sözleşmelerinin görüşmelerini iyi bir şekilde sonuçlandırarak imzalamış ve
kabul edilmek üzere bu sözleşmeler yüce Meclise arz edilmiştir. ...
Sayın
komşularımız olan Kafkas Cumhuriyetleri ve onların müttefiki olan Rus Şuralar
Cumhuriyeti ile ilişkilerimizi, iyi komşuluk ve dostluğumuz bu şekilde
sözleşmeye bağlayarak düzen altına almak bizim için sevinç kaynağı olan bir
durumdur. ...
..
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün TBMM'ni Açış Konuşmaları, s. 93-123.
ASD. c.
I, s. 300-327
13
Ağustos 1924 Meclis Ikinci Dönem Birinci Yasama Yılını Açış Konuşması
...
Efendiler,
Özetlediğim askeri olaylarımızı birçok önemli politik faaliyetlerimiz
izlemiştir. Bu arada Ruslarla halen yürürlükte olan bir dostluk antlaşması
imzaladık. Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan ve Afganistan ile de aynı nitelikte
antlaşmalar imzaladık. Doğu cephesinde kazandığımız zafer sonucunda
Ermenilerle barış yapıldı.
...
Zorluklara başarı ile karşı konuldu. Sonuç olarak, imza olunan antlaşma (Lozan
Antlaşması), yüce kurulumuzca bilinmektedir. Ben burada yalnız bu güne kadar
yapılan çalışmalar ile bunların sonuçlarını özetlemek isterim.
Efendiler,
Doğuda
Trabzon'u, güneyde Adana'yı içine alacak büyük Ermenistan'dan eser
kalmamıştır. Ermeniler, gerçek sınırları içinde bırakılmıştır. 1877 seferinde
Türk vatanından zorla ayrılan Kars, Ardahan, Artvin yeniden sancağımız altına
alınmıştır. (Alkışlar) Kuzey Karadeniz'in en güzel ve en zengin sahilleri
üzerinde kurulmak istenen Pontus hükümeti, taraftarları ile birlikte tümüyle
ortadan kaldırıldı. (Alkışlar) Güneyde etki alanlarına ayırarak ülkemizi
parçalamak ümitleri kesin olarak kırılmış ve ulusun kararlığı ve kahramanlığı
karşısında, Türkiye'yi parçalamanın hayal olduğu kabul ettirilmiştir.
...
--------------------------------------------------------------------------------
Atatürk'ün TBMM'ni Açış Konuşmaları, s. 127-137
|