| |
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA
ERMENİLER
Berlin
Kongresi’nden sonra hızlanan ve bazen İngiltere’nin bazen de Rusya’nın
inisiyatifinde devam eden “Islahat Meselesi” Birinci Dünya Savaşı arifesinde
İttihat ve Terakki Hükümeti Sadrazam ve Hariciye Nazırı Said Halim Paşa ve
Batılı devletleri temsilen Rus İşgüderi Konstantin Gulkeviç arasında
imzalanan anlaşmayla son şeklini almıştı. Buna göre olağan üstü yetkilerle
donatılmış iki Avrupalı Genel Müfettişten biri Erzurum, Trabzon ve Sivas
bölgesinde, diğeri de Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır vilayetlerinde
görev yapacaktı. Anlaşma 8 Şubat 1914’de imzalanmış ve birinci bölge için
atanacak Hollandalı Westenek ve ikinci bölge için atanacak Norveçli Binbaşı
Hoff ‘la da 25 Mayısta bir kontrat yapılmıştı.
Ancak
Birinci Dünya Savaşının patlak verip Osmanlı Devleti’nin 3 Ağustos 1914’te
seferberlik ilan etmesi ve bilahare savaşa girmesi üzerine, Osmanlı Hükümeti
31 Aralık 1914’te ilan ettiği bir irade ile bu işe resmen son
vermiştir.Böylece ıslahat bahanesiyle Batılıların müdahalesi ve Ermenilerin
gayretleriyle ortaya atılan suni “Ermeni Meselesi” savaş sırasında yerini,
bu defa Ermenilerin baş rolünü oynadıkları, yeni bir meseleye bırakıyordu:
“Ermeni Katliamı”. Amillerinin de yine
Ermeniler olmasına ve bu hususun hem Ermeni, hem Batılı yazarlarca dile
getirilmesine ve Türk ve yabancı Arşivlerde de tevsik edilmesine rağmen,
sorumluluğu yine Türklere yüklenmeye çalışılmış ve bu gayret günümüze kadar
artırılarak intikal etmiştir.
Amacımız, Batının tahrikleri ve
vaatleriyle gerek içerideki ve gerek dışarıdaki Ermenilerin nasıl harekete
geçtiklerini; düşmanların saflarında ve Anadolu’da Osmanlı Devleti’ne karşı
nasıl savaştıklarını; gönüllü çetelerin faaliyetlerini; cephe gerisinde
yaptıkları tahribatı, katliamı, mezalimi; Osmanlı milletvekili, bakanı,
müsteşarı..., olarak görev yapıp seferberliğin ilanıyla düşman saflarına
katılıp çetebaşılığı yapan Ermenilerin iki yüzlülüğünü ve nihayet “Islahat
Meselesi”nde olduğu gibi “Katliam Meselesi”nde de suçu Osmanlılara yüklemek
gayesiyle girişilen propaganda faaliyetlerini sözünü ettiğimiz belgeler
ışığında incelemektir.
Ermeni Komiteleri ve Gönüllülerinin Faaliyetleri
Savaş başlar
başlamaz herkes kendince bir hesap içine girmiştir. Ermeniler, Türk hatta
Rus ve İran hakimiyetinden kurtularak bağımsız bir Ermenistan kurmak için
harekete geçmişlerdir. İtilaf Devletleri, hem içerideki, hem dışarıdaki
Ermenileri silahlandırıp bağımsızlık vaat ederek Osmanlı Devletini kısa
sürede saf dışı etmek üzere faaliyetlerini yoğunlaştırmışlardır. Osmanlı
Devleti ise, savaş sebebiyle son verdiği ıslahat baskılarına karşılık,
Ermenilerin cephede ve cephe gerisinde başlattıkları terör hareketlerini
etkisiz kılmak, hem Türk, hem de Ermeni tebaasını bunlardan korumak amacıyla
başka bölgelere nakletmek ve birçok cephede İtilaf Devletleriyle savaşmak
durumunda kalmıştır.
Yukarıda da temas
ettiğimiz üzere, bir taraftan komiteler, diğer taraftan da içerideki ve
dışarıdaki kiliseler, bağımsız bir Ermenistan’ın kurulması için bundan daha
iyi bir bahane bulunamayacağı kanaatine varmışlardır. Bu amaçla daha 1914
Haziranında Erzurum’da yapılan kongresinde Taşnaksutyun, İttihat ve Terakki
Hükümetinin Hıristiyan unsurlara ve özellikle Ermenilere karşı eskiden beri
takip ettiği iktisadi, sosyal ve idari politika ve ıslahatı uygulama
konusundaki tutumunu bahane ederek ittihat ve Terakkiye karşı muhalefet
etmeye, onun siyasi programını tenkit etmeye, kendisine ve teşkilatına karşı
şiddetle mücadele etmeye karar vermiştir. Bu karar, savaşın ilk günlerinden
itibaren sadece Taşnaksutyun tarafından değil, Hınçak, Reforme Hınçak,
Ramgavar komiteleri, Ermeni gönüllüleri, çeteleri tarafından da uygulamaya
konulmuştur. Böylece Osmanlı Devleti’nin siyasi ve askeri durumu hakkında
casusluk yapmışlar ve Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis gibi savaş sahası
olması muhtemel vilayetlerde bulunan Ermenilerin büyük bir kısmı kendi
silahlarıyla, silah altına alınanlar ise, firar ederek Ruslara
katılmışlardır. Sınır boylarında Ermeni çeteleri saldırıya geçmişler,
Erzincan ve civarındaki Ermenilerin dörtte üçü doğrudan doğruya veya İran
üzerinden Rusya’ya geçmişlerdir. Osmanlı ordusunda silah altına alınanlar
ise, firar edip yollarda rastladıklarına ve çevreye saldırmışlardır. Sadece
Türkiye’deki ve Rusya’daki Ermeniler değil, aynı zamanda İran, Romanya,
İtalya, İngiltere ve Amerika’daki Ermeniler de gönüllü alayları kurmuşlar ve
Kafkas cephesine katılmışlardır.
Bu arada Ermeni
komiteleri Osmanlı topraklarındaki şubelerine şu talimatı vermişlerdir:
“Rus ordusu hududdan ilerler ve Osmanlı askerleri çekilirse, her tarafta
birden eldeki vesait ile (vasıtalarla) kıyam olunacak (baş kaldırılacak),
Osmanlı ordusu iki ateş arasında bırakılacak, mebani ve müessesat-ı
emiriyye (binalar ve resmi daireleri bombalarla berhevi edilecek
(uçurulacak), yakılacak, Hükümetin kuvveti dahilde işgal olunacak, levazım
kafileleri örülecek(tir). Bilakis Osmanlı ordusu ilerlerse, Ermeni askerleri
silahlarıyla Ruslara iltica edecek ve kıtalarından firarla çeteler teşkil
edecek(lerdir)”.
|
|