| |
ERMENİ
TARİHİNE KISA BİR BAKIŞ

Ermeniler, tarih boyunca başka
devletlerin yönetimi altında kalmışlar ve bağlı oldukları devletlerin
hizmetinde bulunmuşlardır. Ansiklopedik kaynaklarda, Erivan, Gökçegöl,
Nahcivan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukarı memleket anlamına
gelen Armenia, bu yörelerde yasayan halka ise Ermeni denildiği yer
almaktadır. Ermeni tarihçilerin bir kısmı, M.Ö. 6. yüzyılda kuzey Suriye ve
Kilikya bölgesinde yasayan Hititlerden olduklarını; bir diğer kısmı ise
Nuh'un oğullarından Hayk'a dayandıklarını söylemektedirler. Bunun yanında,
Ermenistan denilen coğrafyada yerleşen ve bugün Ermeni diye adlandırılan
toplumun, bölgenin kesin olarak neresinde yaşadıkları, sayıları ve ayni
yörede ikamet eden diğer halklara kıyasla nüfus oranları bilinmemektedir.
Ermeni tarihçileri bile kökenleri konusunda fikir birliği içinde değildir.
Tarihsel olarak bakıldığında, Ermenilerin sırasıyla, Pers, Makedon,
Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türklerin hakimiyeti altında
yaşadıkları görülür. Ermeni derebeyliklerinin bir çoğu, bölgeye hakim olan
ve Ermenileri kendi saflarına çekerek kullanmak isteyen devletler tarafından
kurdurulmuştur.
Ermenileri Bizans'ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yasama
hakkini bahseden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise,
Ermenilere din ve vicdan hürriyeti en üst düzeyde verilmiş, Ermeni cemaati
için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni Patrikliği
kurulmuştur. Osmanlı idaresinde Ermeniler dini görevlerini tam bir hürriyet
içinde yerine getirirlerken, kendi din adamlarını da yine kendilerinin tayin
etmelerine izin verilmiştir.
Ayni şekilde Anadolu'nun Türk idaresine girmesinden sonra burada yasayan
Ermeniler, kendi dillerini de tam bir serbestlikle konuşmaya devam ettiler.
Osmanlı yönetimi, diğer cemaatlere uyguladığı politikayı onlara da
uygulayarak Ermenice'yi ve Ermeni adlarının kullanılmasını serbest bıraktı.
Türk matbaasının kurulmasından 160 yıl kadar önce Venedik'te matbaacılık
eğitimi görmüş olan Sivaslı Apkar adındaki bir papaza 1567'de İstanbul'da
bir Ermeni matbaası açması için izin verildi. Istanbul'dan başka Izmir
(1759), Van (1859), Muş (1869), Sivas (1871) gibi taşra şehirlerinde de yeni
Ermeni matbaaları faaliyete geçmiştir. 1908'de bütün ülkede Ermeni matbaası
sayısı 38'e ulaşmıştır. Nitekim 1910 yılında Istanbul'da Ermenice 5 gazete
ve 7 dergi çıkarılmaktaydı.
Osmanlı idaresinde Ermeniler, Türk insaninin hoşgörüsünden de yararlanarak,
adeta altın çağlarını yasamışlardır. Askerlikten ve kısmen de vergiden muaf
tutulan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli
görevlere yükselme fırsatını elde etmişlerdir. Devletin çeşitli
kademelerinde görev yapan Ermeniler, Osmanlı devletince kendilerine tanınan
bu hoşgörüye karşılık verdikleri hizmetten dolayı "millet-i sadaka" olarak
adlandırılmışlardır. 19. yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlıların bir
Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni halkının da Türk yöneticileriyle
halledemedikleri bir mesele mevcut değildir.
|
|