| |
Tehcir Terimi
Arapça asıllı
olan kelime “hecera’ fiilinden türeyen rubai (dört harfli) bir mastar -
isimdir. Bir yerden başka bir yere göç ettirmek, hicret ettirmek
(immigration, emigration) manasını taşır. Fiilde bir sürgün bir
“deportation” manası yoktur. Zira bu mana, Arapça’da “nefy, ib’ad, ittikal,
i’sikar” gibi mastarlarla ifade edilmiştir. Zaten tehcir diye meşhur olan
kanunun adı da aslında “sevk ve iskan” kanununudur. Olayın anlatımında sık
sık “tenkil” (nakletme) tabiri de kullanılmış ve hiçbir zaman Batı
dillerinde sürgün anlamındaki “deportation, exil, banissement, proscription”
gibi terimlerin karşılığı olan sonuncu Arapça tabirler kullanılmamıştır.
Buna rağmen bilmeyerek veya çoğu kez olay dramatize edilmek amacıyla
Ermeniler ve bazı Batılı yazarlar tarafından sürgün manasına gelen sonuncu
terimler seçilmiştir, Bu ise, tarihi açıdan olduğu kadar filolojik açıdan da
bir hatadır.
Batı dillerindeki sonuncu terimlere
Türk tarihinden bir örnek vermek gerekirse, İtilaf Devletleri tarafından
Malta’ya sürülüp mecburi ikamete tabi tutulan hatta harp esirleri gibi
muamele edilen birçok Osmanlı idarecisinin durumunu zikredebiliriz. Halbuki
Ermenilerin bu manada kendilerine hakim olan Türkler dışındaki devletler
tarafından sürüldüklerine, haklarının ellerinden alındığına hatta
katledildiklerine dair pek çok örnek mevcuttur.

TEHCİR(Sevk veİskan,Tenkil) OLAYI
1878’den itibaren hem Batılı Devletlerin, hem de içeride ve dışarıdaki
Ermenilerin yoğun faaliyetleriyle ortaya atılan “Islahat Meselesi”, 1915
Mayısından itibaren günümüze kadar yerini yeni bir formüle bırakmıştır:
“Ermeni Katliamı”. Birincisiyle “hakları ellerinden alınan, zulmedilen, hor
görülen, öldürülen Ermeni” imajı Ermeni ve Batı literatürüne mal edilmek
istenirken, ikincisiyle de “sürülen, toplu olarak katledilen Ermeni”
tablosu özellikle Batı kamuoyuna benimsetilmeye çalışılmaktadır.
Bu iki efsanenin
zihinlerde yer etmesi için bir taraftan Ermeniler, diğer taraftan da
Anadolu üzerinde emelleri olanlar, ellerine geçen her fırsatta insanüstü
gayretler sarf etmişlerdir. Olaylar çarpıtılarak, abartılarak ve çoğu defa
da tersine çevrilerek kullanılmaya çalışılmıştır. Böylece sözde “mezalim”
olayları gibi “katliam” olayları da bir çığ gibi büyütülerek günümüze kadar
taşınmıştır.
İlmi açıdan,
hakkaniyet ve gerçeklilik yönlerinden olaylar incelendiğinde ilk bakışta
fark edilen şudur ki, bazı münferit hadiseler bir tarafa bırakılacak
olursa, ne Osmanlı Devleti, ne de milleti tarafından hiçbir devirde
Ermeniler Türkler tarafından soykırıma tabi tutulmadıkları gibi, hakikatte
bu iddia ile katledilenler, yerlerinden, yurtlarından edilenler, bebeğinden,
yaşlısına kadar kökü kazınmak istenenler hep Anadolu’daki veya Kafkaslardaki
Müslümanlar olmuşlardır.
Belgeler, bulgular
ve neşredilenlere tarafsız olarak göz gezdirildiğinde hemen şu gerçek ortaya
çıkıyor ki, maktuller, mazlumlar, hemen her defasında Türkler olmuştur.
Eskiden yeniye doğru gelen Ermeni neşriyatına bakmak bile Ermeni
propagandasının mesnetsizliğini, mübalağasını ispatlamaya kafidir. Savaş
sırasında öldürüldüğü klasik Ermeni kaynaklarında 300,000 olarak ifade
edilen Ermeni sayısı, bazı yeni kaynaklarda 5’le hatta son zamanlarda l0’la
çarpılmak suretiyle 1.500.000 veya 3.000.000 olarak gösterilmeye
çalışılmıştır. Bunlardan sadece birkaçını gözden geçirelim.
Ermenilerin, Patrikhanenin veya
konsolosluklardaki Ermeni tercümanların haberleriyle beslenen 5 Eylül 1915
tarihli New York Times’ta 1.500.000 Ermeni’nin açlıktan helak olduğu, yine
aynı gazetenin 24 Eylül 1915 tarihli nüshasında 500.000 Ermeni’nin helak
olduğu ve 7 Ekim 1915 tarihli nüshasında da 800.000 Ermeni’nin imha edildiği
ifade edilmiştir.
Yine aynı Ermeni
kaynaklarından toplanan ve birbirini nakzeden bilgilerle dolu olarak
19l7’de Lavel’de İngilizce ve 70 yıl sonra da Paris’te Fransızca olarak
bastırılan Mavi Kitap’ın 104. sayfasında öldürülen Ermenilerin sayısının
600.000 olduğu, 600.000 Ermeni’nin sağ olabileceği (1916’da) ve 600.000
Ermeni’nin de kendiliklerinden veya zorla İslamiyet’e ihtida ettikleri
belirtilirken, 141. sayfasında tehcire tabi tutulan veya öldürülen
Ermenilerin sayısının en azından 1.000.000 olduğu ifade edilmiştir.
Aynı eserin 541 -
542. sayfalarında ise, 486.000’i Halep, Şam ve Deyr’ez – Zorda, 300.00’i
Türkiye’nin diğer vilayetlerinde, 182.800’ü Rus Kafkasyasında 12. 100’ü
Ruslar tarafından işgal edilmiş olan livalarda, 9.000’i İran’ın Salmas
bölgesinde ve 150.000’i de İstanbul’da ve İzmir’de tehcir dışı kalanlar
olmak üzere tehcire tabi tutulan Ermeni sayısının 1.150.000 civarında olduğu
ve buna rağmen 450.000 ile 850.000 civarındaki Ermeni’nin de öldüğünü ileri
sürülmüştür.
Ermeni yazar Dr.
Sarkissian ise, 1970 yılında ‘Türkiye’de Soykırım” adıyla yayınladığı
makalesinde 1915 yılında 500.000 Ermeni’nin katledildiğini, geri kalanların
da sistemli bir şekilde çöllere sürülerek açlığa ve ölüme terk
edildiklerini ve böylece 2.000.000 civarındaki Ermeni’nin yok edildiğini
öne sürmüştür.
Bir hukuk Doktoru
olan Baghdjian ise kendince benimsediği “hukuki bir sonuca” göre 1915 - 1916
yıllarında 1.500.000 Ermeni’nin sürüldüğünü, soyulduğunu ve 1.500.000
Ermeni’nin katledildiğini iddia etmiştir.
Nüfus meselesi konunun en önemli
unsuru olduğu için bundan örnekler verdik. Osmanlı Devletindeki Ermeni
nüfusu üzerinde olduğu kadar, göç ettirilenler veya katledildiği iddia
edilenler üzerinde verilen Ermeni kaynaklarındaki veya onları politika icabı
destekleyen veya destekler görünenlerin kaynaklarında verilen sayılardaki
bu tutarsızlık, hadiselerin cereyanında da görülmektedir. Bugün tarafsız
olarak olayları inceleyen kaynaklarda zikredilen ve yüz binlercesi hala
kullanılmamış olan Arşiv belgelerinin yanı sıra başka müşahhas deliller,
arkeolojik bulgular da vardır. Bugün, Erzurum, Kars, Van, Bitlis, Muş’tan,
Adıyaman’a, Sivas’a, Kayseri’ye, Ankara’ya kadar uzanan bölgelerde Ermeniler
tarafından katledilmiş Türklere ait 100’e yakın toplu mezar mevcuttur.
Bunlardan açılan ilk beşinde binlerce ceset ve bulgu çıkmıştır
|
|